Elif, 9 yaşında, ilkokul 3. sınıfa giden bir kızdı. Okulunu çok severdi, özellikle de Türkçe dersini. Çünkü yazı yazmayı, hikâyeler uydurmayı çok severdi. Her gün okuldan gelince defterine küçük hikâyeler yazardı.
Bir gün okulda teneffüs arasında Elif arkadaşlarıyla bahçeye çıktı. O sırada defterini sıranın üstünde unuttu. Zil çalıp sınıfa döndüğünde defteri yerinde yoktu.
Elif önce şaşırdı, sonra biraz üzüldü. “Belki biri yanlışlıkla almıştır,” diye düşündü. Öğretmeni durumu fark edince, “Endişelenme Elif,” dedi, “Birlikte buluruz.”
Öğretmen tüm sınıfa sordu. Kimse görmemişti. Elif’in en yakın arkadaşı Ayşe, “İstersen birlikte arayalım,” dedi. İkisi teneffüslerde tüm okulda aradılar.
Sonunda, okulun arka bahçesinde bir bankın altında defteri buldular. Defterin kapağı biraz kirlenmişti ama içindekiler sapasağlamdı. Elif derin bir nefes aldı.
Ertesi gün Elif sınıfa geldiğinde tahtada bir not gördü:
“Elif’in hikâyelerini çok sevdim. Yanlışlıkla defterini almışım. Özür dilerim.”
Altında imzasız bir kalp vardı ❤️
Elif gülümsedi. “Demek biri gerçekten okumuş,” dedi içinden. O günden sonra Elif defterinin arkasına şu cümleyi yazdı:
“Okumak güzeldir, ama izin almayı unutmamalıyız.”
Hikâyenin Öğretici Mesajı:
Başkalarının eşyalarını almadan önce izin istemek gerekir.
Arkadaşlık ve iş birliği ile sorunlar çözülür.
Empati kurmak, karşımızdakini anlamamıza yardımcı olur.
