Bir varmış, bir yokmuş…
Uçsuz bucaksız yeşil tarlaların, rengârenk çiçeklerin ve kuş cıvıltılarının hiç eksik olmadığı sevimli bir köyde, Niloya adında neşeli bir kız yaşarmış. Niloya’nın en sevdiği şeyler; yeni şeyler öğrenmek, hayvanları gözlemlemek ve arkadaşlarıyla oyunlar uydurmakmış.
Gizemli Sabah
Bir sabah Niloya erkenden uyanmış. Pencereden içeri süzülen güneş ışıkları ona “Bugün çok güzel bir gün olacak!” der gibiymiş. Kahvaltısını yaptıktan sonra küçük çantasını almış ve bahçeye çıkmış.
Bahçenin köşesinde, daha önce hiç görmediği bir parıltı fark etmiş. Eğilip bakınca, toprağın içinde farklı renklerde, pırıl pırıl taşlar görmüş. Mavi, yeşil, sarı ve mor… Hepsi sanki sihirliymiş gibi ışıldıyormuş.
“Ne kadar güzeller!” demiş Niloya.
Taşları dikkatlice toplamış ve çantasına koymuş.
Kararsızlık
Bir süre sonra Niloya’nın arkadaşları köye gelmiş. Hep birlikte oyun oynamak istiyorlarmış ama kimse oyuncağını getirmemiş. Niloya çantasındaki taşları çıkarmış ve kendi kendine oynamaya başlamış.
Arkadaşları taşlara hayran hayran bakarken Niloya’nın aklı karışmış:
“Ya paylaşırım da taşlar kaybolursa? Ya kırılırlarsa?”
İşte tam o sırada, köyün en bilge canlısı olan yaşlı kaplumbağa Tonton yavaş adımlarla yanlarına gelmiş.
Bilge Öğüt
Tonton, Niloya’nın gözlerine bakmış ve sakin bir sesle konuşmuş:
“Niloya, bir şey ne kadar güzelse, paylaşıldığında o kadar değerlenir. Mutluluk saklanmaz, paylaşılır.”
Niloya başını eğmiş, düşünmüş. Sonra derin bir nefes almış ve gülümsemiş.
Paylaşmanın Başladığı An
“Haklısın Tonton,” demiş.
Taşları arkadaşlarına uzatmış:
“Haydi, birlikte oynayalım!”
Çocuklar taşlarla evler yapmış, hayvan şekilleri dizmiş, hayal dolu hikâyeler uydurmuşlar. Gülüşler her yeri doldurmuş. Niloya fark etmiş ki taşlar elden ele dolaştıkça sanki daha da parlıyormuş.
Beklenmedik Sürpriz
Oyun bitip güneş batarken, taşlar birden yumuşak bir ışık saçmış. Işık gökyüzüne yükselmiş ve renkli bir gökkuşağı oluşturmuş. Herkes hayranlıkla bakmış.
Tonton gülümsemiş:
“Bu, paylaşmanın sihri,” demiş.
Niloya’nın Dersi
Niloya o an çok önemli bir şey öğrenmiş:
Bir şeyi paylaşınca onu kaybetmezsin,
aksine kalbini çoğaltırsın.
O günden sonra Niloya, köydeki herkesle her şeyini paylaşan, yardımsever bir çocuk olmuş. Köy daha mutlu, daha renkli bir yer haline gelmiş.
Gökten Üç Elma Düşmüş
Biri paylaşmayı öğrenen çocuklara
Biri dostluğun değerini bilenlere
Biri de bu masalı sabırla dinleyen sana
Ebeveyn Notu
Bu masal, çocuklara paylaşmanın, iş birliğinin ve empati kurmanın önemini sade ve anlaşılır bir dille anlatmayı amaçlar. Niloya’nın yaşadığı küçük kararsızlıklar, çocukların günlük hayatta karşılaşabileceği durumlara benzer şekilde kurgulanmıştır. Masal boyunca çocuklar, paylaşmanın kayıp değil mutluluk getirdiğini fark eder. Hikâye; sosyal becerilerin gelişmesini, arkadaşlık ilişkilerinin güçlenmesini ve duygusal farkındalığın artmasını destekler. Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarla birlikte okunması, masal sonunda paylaşma ve dostluk üzerine sohbet edilmesi önerilir. Bu sayede masalın verdiği mesajlar günlük hayata daha kolay aktarılabilir.
