Bir zamanlar pırıl pırıl bir denizin ortasında, minicik bir adada Üç Korsan Çocuk yaşarmış.
İsimleri Mira, Toprak ve Deniz’miş.
Bir sabah, sahilde oynaşırlarken bir şişenin içinde parlayan bir kâğıt bulmuşlar.
“Bu da ne acaba?” demiş Mira, gözleri kocaman olmuş.
Toprak şişeyi açmış, içinden gizemli bir harita çıkmış!
Haritanın üstünde parlak bir yıldız ve minicik bir papağan çizilmiş.
Altında da şu yazıyormuş:
“Hazineyi bulmak için gülmeyi unutma!”
Korsan çocuklar hemen yola çıkmış.
Birlikte şarkı söyleyerek yürümüşler:
🎵 “Hazine bizi bekler, gülersen yol görünür!” 🎵
İlk durakta bir muz ağacı varmış.
Ağaç onlara şöyle demiş:
“Geçmek istiyorsanız bir muz dansı yapın!”
Çocuklar hoplamış, zıplamış, gülmüş — ve ağaç kocaman yapraklarını açmış.
İkinci durakta bir minik kaplumbağa oturuyormuş.
“Benimle yarış yaparsanız size bir ipucu veririm,” demiş.
Korsan çocuklar koşmuş, kaplumbağa yavaş yavaş ilerlemiş ama… herkes çok eğlenmiş!
Kaplumbağa gülerek demiş:
“Yıldızın parladığı yere bakın!”
Sonunda, yıldızın altına geldiklerinde bir deniz kabuğu parlamaya başlamış.
İçinde altın değil, gökkuşağı renkli baloncuklar varmış!
Baloncuklar uçmuş, dönmüş, patlamış…
Ve her biri “GÜLÜMSE!” diye ses çıkarmış.
Mira, Toprak ve Deniz birbirine sarılmış.
“En güzel hazine buymuş,” demişler,
“Çünkü birlikte gülmek, her şeyden değerli!”
O günden sonra adanın adı Gülümseme Adası olmuş.
Ve dalgalar her sabah çocukların kahkahasını taşımış.
