Pazartesi, Aralık 1, 2025
Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıNasrettin Hoca ve Uçan Keçi

Nasrettin Hoca ve Uçan Keçi

Nasrettin Hoca’nın uçan keçisiyle bulutlara uzanan eğlenceli ve hayal dolu bir macera!

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Nasrettin Hoca Akşehir’de yine türlü türlü icatlar, akıllara durgunluk veren düşünceler peşindeymiş.
Bir sabah erkenden evinden çıkmış, elinde bir sepet dolusu yonca, dilinde neşeli bir türkü…

“Keçim süt verir, ben de gülerim,
Dünya dert değil, ben de dönerim!”

diye mırıldana mırıldana yürüyormuş.

Tam köyün çıkışında, keçisini otlatmak için bir tepeye varmış. Keçisi, adını “Yeldir” koymuştu — çünkü rüzgâr gibi koşardı. Ama o sabah Yeldir biraz garip davranıyormuş. Sürekli yukarı bakıyor, bulutlara doğru meleyip duruyormuş.

Hoca gülmüş:
— Ne oldu bre Yeldir? Gökyüzünde borçlu mu var?

Ama keçi inat etmiş, yukarı zıplamış, havaya doğru hoplamış. Derken… bir garip şey olmuş. Keçinin ayakları yerden kesilmiş!

Hoca gözlerini ovuşturmuş:
— Aman Allah’ım! Benim keçi uçuyor!

Keçi gerçekten de havalanmış, önce birkaç karış, sonra birkaç metre yükselmiş. Bulutların arasına karışmış.
Hoca şaşkınlıktan şapkasını düşürmüş, ama sonra kendine gelip bağırmış:
— Yeldir, orada hava serindir, üşütme kuzum!

Köylüler koşup gelmiş.
Biri demiş, “Hoca, keçi balon mu oldu?”
Diğeri, “Hoca, senin keçiye melek mi dokundu?”
Bir diğeri, “Bence sen yine yoğurdu havayla mayaladın!” diye gülmüş.

Ama Hoca ciddiyetle sakalını sıvazlamış:
— Evlatlar, bu keçi öyle sıradan keçi değil. Ben ona dün gece konuşmayı öğrettim!

Köylüler kahkahadan yerlere yatmış.
— Hoca, keçiye konuşmayı öğretirsen, o da uçmayı öğrenir tabii!

Hoca onları dinlememiş.
O sırada gökyüzünden hafif bir “Meeee!” sesi gelmiş.
Keçi bulutların arasında dönüp duruyor, sanki bir şey arıyormuş.

Hoca hemen merdiven, ip, sopa ne bulduysa toplamış. Keçisini aşağı indirmeye çalışmış ama nafile.
En sonunda düşünmüş:
“Benim keçi bu dünyadan usanmış olmalı. Belki Ay’a gitmek istiyor. Peki, ben Nasrettin Hoca değil miyim? Keçim gider de ben gitmez miyim?”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Denizden Gelen Prenses

O gece, Hoca bir plan yapmış.
Evindeki eski yorganı, birkaç tencereyi ve bir çuval unu almış.
Unla keçiyi yere çekmeyi deneyecekmiş — çünkü “ağır şey aşağı düşer” diye düşünmüş.

Sabah olmuş, köylüler yine toplanmış.
Hoca başlamış bağırmaya:
— Çabuk olun, Ay’a inmeden keçiyi yere indirmeliyiz!

Sonra tencereyi havaya fırlatmış, unu serpiştirmiş.
Bir anda gökyüzü bembeyaz olmuş.
Keçi un bulutunun içinde dönmüş, dönmüş, sonra yavaşça alçalmaya başlamış!

Köylüler “Olacak şey değil!” demiş.
Ama Hoca sevinçle keçiyi kucağına almış:
— Aferin sana Yeldir! Dünya turuna çıktın ama yine bana döndün.

O sırada keçi bir kez daha meleyip ağzından parlak bir taş düşürmüş.
Taşın içi pırıl pırıl parlıyormuş.

Hoca taşın ne olduğunu anlamak için eve götürmüş.
Ertesi gün Akşehir’in kuyumcusu bakmış ve demiş ki:
— Hoca, bu taş bildiğin taş değil. Bu, yıldız taşı!

Hoca düşünmüş:
— Demek benim keçi gökte yıldız otlatmış!

O günden sonra köyde biri “Hoca, keçi nasıl uçar?” diye sordu mu, Hoca hep şöyle dermiş:
— Evladım, aklı yüksek tutarsan, keçin bile uçar!

Ve keçisi Yeldir, hâlâ her sabah tepenin ucuna çıkar, bulutlara doğru bakar, belki bir gün yine göğe uçarmış.


Masalın Sonu

O günden sonra Akşehir halkı her dolunayda göğe baktığında, bir bulutun üzerinde küçük bir keçi silueti görürmüş.
Kiminin aklına bilimin mucizesi gelirmiş, kiminin aklına Nasrettin Hoca’nın mizahı…
Ama herkes aynı şeyi söyler olmuş:

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz