Bir varmış, bir yokmuş…Uzak bir vadide, minicik bir kelebek yaşarmış. Adı Pırpır’mış. Kanatları incecik, hafif bir rüzgârla bile dans edermiş.
Ama Pırpır bazen üzülürmüş. Çünkü...
Bir zamanlar, gökyüzünün en yumuşak bulutlarının üstünde, gözle görülmeyen ama kalple hissedilen bir şehir varmış. Bu şehrin adı Aerolis’miş. Burada ne duman ne gürültü...
Minik kaplumbağa Tospik, tavşan Cino’ya yavaş olmanın da güçlü ve değerli olduğunu gösterir. Sabır ve dikkatle arkadaşını kurtarır, ormanda huzurun simgesi olur.
Keloğlan, lanetli Kara Prens’i kurtarmak için Gölge Diyarı’na gider. Işığını paylaşarak Prens’i özgür bırakır, ikisi dost olur ve ışıkla karanlığı dengelerler.
Tavşan Pıtırcık, havuçlarını çalan fareyi yakalar; onu affedip birlikte bahçe yaparlar. Paylaşmanın ve çalışmanın önemini öğrenir, dost olurlar ve ormanda mutlulukla yaşarlar.
Güneşköy’den Elara ve Ayışığı Köyü’nden Lior, iki köy arasındaki ayrılığı dostluk ve sevgiyle aşarak ışık dolu bir köprü kurar, köyleri yeniden birleştirir.
Elira adlı cesur bir kız, korkularıyla yüzleşip karanlık büyücü Karanlık Rüzgâr’ı iyiliğe döndürür. Cesaretiyle Altınova’yı kurtarır, krallığa ışığı ve umudu geri getirir.
Keloğlan, padişahın kızını iyileştirir ama dileğini unutur. Sonra insanların dileklerine yardım ederek kayıp dileğini bulur: başkalarına iyilik etmek, en büyük dilektir.
Parmak Kız, çiçekten doğan minik bir kızdır. Kurbağa ve köstebekten kaçıp özgürlüğünü bulur, kırlangıçla uzak diyarlara uçar ve çiçekler ülkesinde mutluluğu bulur.
Küçük ayıcık Cesur, Gizemli Orman’daki ışığın sırrını bulmak için korkularıyla yüzleşir, cesaret ve bilgelikle ormanın kalbini aydınlatarak dengeyi yeniden sağlar.