Perşembe, Ocak 29, 2026

Kayıp Eldivenin Masalı

Kayıp bir eldiven, üşüyen bir serçe ve iyiliği öğrenen bir çocuğun sıcacık kış masalı.

Kış, şehrin üzerine sessizce gelmişti. Geceden yağan kar, sabah olduğunda her yeri bembeyaz yapmıştı. Çatılardan ince buz sarkıtları sarkıyor, ağaç dalları ağır ağır karı taşıyordu. İşte böyle bir sabah, minik Efe sıcak yatağından kalkıp pencereden dışarı baktı. Karı görünce sevinçle gülümsedi.

“Bugün her yer masal gibi!” dedi kendi kendine.

Annesi seslendi:
“Efeee, okula geç kalacağız. Hadi giyin bakalım!”

Efe hemen dolabına koştu. Montunu giydi, atkısını sardı. Sıra en sevdiği kırmızı eldivenlerine gelmişti. Bu eldivenler, büyükannesinin ona ördüğü özel eldivenlerdi. Ama ne olduysa bir tanesi ortada yoktu.

Efe önce yatağının altına baktı, sonra masanın çevresine… Oyuncak ayısına bile sordu:
“Eldivenimi gördün mü?”
Ama ayıcık sessizdi.

Efe’nin gözleri doldu. Eldivenini çok seviyordu.

Annesi yanına gelip diz çöktü:
“Üzülme canım. Kayıp eşyalar bazen bize bir şey öğretmek ister. Gel, birlikte sakin sakin arayalım.”

Beraber evin her köşesini aradılar ama eldiven yoktu. Tam kapıdan çıkacakken Efe, yerde minicik kar izleri fark etti. Sanki biri yürüyerek bahçeye gitmişti.

“Anne, bak! İzler var!” dedi heyecanla.

Bahçeye çıktıklarında soğuk rüzgâr yüzlerini okşadı. Karların arasında, çalının dibinde kırmızı bir şey duruyordu. Efe koştu ve eldivenini gördü. Ama tam eldiveni alacakken içinden ince bir “cik cik” sesi geldi.

Minik bir serçe, eldivenin içine girmişti. Tüyleri kabarmış, gözleri korkuyla bakıyordu.

Efe durdu. Eldivenini hemen almak istedi ama serçenin ne kadar üşüdüğünü fark etti.
“Sen benim eldivenimi almışsın ama çünkü çok üşümüşsün, değil mi?” dedi yumuşak bir sesle.

Serçe sanki anlar gibi başını eğdi.

Efe annesine döndü:
“Anne… Eldivenim serçeyi ısıtıyor. Onu şimdi çıkarırsak daha çok üşür.”

Annesi gülümsedi:
“Bazen iyilik, sahip olduğumuz şeyleri paylaşmaktır.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Keloğlan’ın Yedi Rüzgârla Dansı

Efe düşündü. Sonra kararlı bir şekilde:
“O zaman ona yardım edelim!”

Eve geri döndüler. Annesi bir karton kutu buldu, Efe içine pamuk, bez parçaları koydu. Küçük bir pencere açtılar. Eldiveni de yuvanın içine serdiler. Serçe, yuvaya konunca hemen sakinleşti.

Efe her gün okula giderken serçeyi kontrol etti. Ona ekmek kırıntıları bıraktı, su koydu. Serçe gün geçtikçe güçlendi. Artık sabahları Efe’yi “cik cik” sesleriyle karşılıyordu.

Bir gün serçe uçmaya hazırdı. Efe yuvanın başında durdu.
“Git ama bizi unutma,” dedi.

Serçe havalanmadan önce eldivenin üzerine kondu, sonra gökyüzüne doğru uçtu.

Efe o gün tek eldivenle okula gitti ama kalbi sımsıcaktı. Çünkü öğrendi ki gerçek sıcaklık, iyilikten gelir.

O günden sonra Efe eşyalarını daha dikkatli topladı, ama en çok da çevresindeki canlılara karşı dikkatli oldu.

Ve kırmızı eldiven…
Artık sadece bir eldiven değil, bir iyilik hatırasıydı.

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz