Konuşan Ağaç

Konuşan bir çınarın rehberliğinde doğa sevgisini öğreten büyülü masal.

Bir zamanlar, yemyeşil ormanların arasında saklı, kuş sesleriyle yankılanan küçük bir köy varmış. Bu köyün hemen yanında ise herkesin hayran kaldığı, dalları gökyüzüne uzanan, yüzlerce yıllık kocaman bir çınar ağacı yaşarmış. Köylüler ona Konuşan Ağaç dermiş. Çünkü yüreği temiz, doğayı seven ve yardım etmeyi bilen çocuklarla konuşabildiğine inanılırmış.

Köyde yaşayan Efe adında meraklı bir çocuk varmış. Efe, hayvanları çok sever, hiçbir çiçeği koparmaz, yere çöp atanları nazikçe uyarırmış. Bir gün elinde küçük bir sulukla ormanda gezerken yaşlı çınarın yanına gelmiş.

Tam dinlenmek için gövdesine yaslanmışken ince, yumuşak bir ses duymuş.

“Hoş geldin Efe.”

Efe şaşkınlıkla etrafına bakınmış.

“Kim konuşuyor?” diye sormuş.

“Ben,” demiş yaşlı çınar. “Yüzyıllardır bu ormanı koruyan Konuşan Ağaç.”

Efe önce çok şaşırmış ama korkmamış. Çünkü ağacın sesi güven veriyormuş.

“Gerçekten konuşabiliyor musun?”

“Evet,” demiş ağaç. “Ama sadece doğayı seven çocuklarla konuşurum.”

Efe heyecanla ağacın yanına oturmuş.

“Peki bana ne anlatacaksın?”

Yaşlı çınar yapraklarını hafifçe sallamış.

“İnsanlar bazen ormanların sadece ağaçlardan oluştuğunu sanıyor. Oysa her ağaç bir yuvadır.”

Tam o sırada bir sincap dalların arasında koşturmaya başlamış. Ardından bir serçe yuvasına yem taşımış. Bir kirpi kuru yaprakların arasından geçmiş.

“Gördün mü?” demiş Konuşan Ağaç.

“Her canlı burada birbirine bağlı yaşar. Bir ağacın kesilmesi, sadece bir ağacın gitmesi değildir. Pek çok canlının yuvasını da kaybetmesi demektir.”

Efe bunu hiç böyle düşünmemişti.

Ertesi gün Efe, arkadaşlarıyla birlikte ormana geldi. Ancak çocuklardan bazıları yere şeker kâğıtları atıyor, genç dalları kırıyor ve çiçekleri koparıyordu.

Efe onları durdurdu.

“Lütfen yapmayın. Burası sadece bizim değil. Kuşların, böceklerin, sincapların da evi.”

Arkadaşları önce önemsemedi.

O sırada hafif bir rüzgâr esti. Konuşan Ağacın yaprakları hışırdadı.

“Doğa bize nefes verir. Biz de ona sevgi vermeliyiz.”

Çocuklar sesin nereden geldiğini anlayamadılar ama söyledikleri kalplerine dokundu.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Sihirli Orman

O günden sonra hiçbir dalı kırmamaya, çöplerini toplamaya başladılar.

Aradan birkaç hafta geçti.

Yaz mevsimi çok sıcak geçmişti. Yağmurlar uzun süre yağmamış, küçük dere neredeyse kurumuştu. Ormandaki genç fidanlar susuz kalmıştı.

Efe hemen arkadaşlarını topladı.

“Hadi, evlerimizden kovalarla su getirelim.”

Çocuklar günlerce sırayla fidanları suladı. Büyükler de onların bu güzel davranışını görünce destek oldu.

Bir süre sonra gökyüzünü gri bulutlar kapladı.

Yağmur damlaları toprağa düşmeye başladı.

Konuşan Ağaç mutlulukla dallarını salladı.

“İyilik yapan hiçbir zaman kaybetmez. Doğa da sevgiyi unutmaz.”

Yağmurlar sayesinde orman yeniden canlandı. Çiçekler açtı, kuşlar şarkılar söyledi, sincaplar neşeyle dallarda zıpladı.

Sonbahar geldiğinde köy meydanında bir toplantı yapıldı.

Köyün en yaşlı dedesi ayağa kalktı.

“Bu yıl ormanımız hiç olmadığı kadar güzel kaldı. Bunun sebebi çocuklarımızın doğaya sahip çıkmasıdır.”

Herkes Efe ve arkadaşlarını alkışladı.

O günden sonra köyde her bahar “Fidan Günü” düzenlenmeye başlandı. Her çocuk bir fidan dikiyor, büyüyene kadar onun bakımını üstleniyordu.

Yıllar geçti.

Efe büyüyüp bir çevre mühendisi oldu. Çocukken öğrendiği doğa sevgisini hiç unutmadı. Gittiği her yerde yeni ağaçlar dikti, insanlara ormanların önemini anlattı.

Bir gün çocuklarıyla birlikte eski köyüne döndü.

Yaşlı çınarın yanına geldiğinde tanıdık sesi yeniden duydu.

“Aferin Efe. Bir zamanlar öğrendiğin küçük bir iyilik, bugün kocaman ormanlara dönüştü.”

Efe gülümsedi.

“Hayır,” dedi. “Bana bunu sen öğrettin.”

Konuşan Ağaç yapraklarını rüzgârla birlikte usulca salladı.

“Doğayı seven insanlar çoğaldıkça dünya daha güzel olacak.”

O günden sonra köyün çocukları da kendi çocuklarına Konuşan Ağacın hikâyesini anlattılar. Böylece doğayı korumanın, paylaşmanın ve tüm canlılara saygı duymanın en büyük zenginlik olduğu nesilden nesile aktarıldı.

Ve derler ki, bugün bile kalbi sevgiyle dolu bir çocuk o eski çınarın gövdesine yaslanırsa, yaprakların arasından gelen yumuşak bir ses ona fısıldar:

“Unutma, doğayı koruyan aslında geleceğini korur.”

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz