Ana SayfaYaşa Göre3-4 Yaş MasallarıŞirin Babanın Kaybolan Asası

Şirin Babanın Kaybolan Asası

İyilik paylaşıldıkça büyür, dostluk paylaşıldıkça güçlenir.

Bir varmış, bir yokmuş…

Uzaklarda, yedi rengin gökyüzüne karıştığı, çiçeklerin sabahları şarkı söylediği, derelerin gümüş gibi parladığı Şeker Çamları Ormanı diye büyülü bir yer varmış.

Bu ormanın tam ortasında, yuvarlak pencereli, çatısı yosunlarla kaplı minicik bir evde Şirin Baba yaşarmış.

Şirin Baba, adından da anlaşılacağı gibi çok tatlı, güler yüzlü ve yardımsever bir masal kahramanıymış. Ormandaki kuşların yuvalarını onarır, susayan tavşanlara su taşır, küçük sincapların kırılan oyuncaklarını tamir edermiş.

Fakat Şirin Baba’nın en değerli eşyası, eski bir sandığın içinde sakladığı Ay Işığı Asasıymış.

Bu asa sıradan bir asa değilmiş.

Üzerinde üç küçük yıldız bulunur, yıldızlar yalnızca iyilik yapmak isteyen birinin elinde ışıldarmış. Şirin Baba asayı kullanarak kurumuş çiçekleri canlandırır, karanlık patikaları aydınlatır ve kaybolan hayvan yavrularının evlerini bulmalarına yardım edermiş.

Bir sabah Şirin Baba erkenden uyanmış.

Penceresini açmış ve ormana bakmış.

“Günaydın güzel orman!” diye seslenmiş.

Tam kahvaltısını hazırlayacakken birden aklına Ay Işığı Asası gelmiş.

“Bugün yaşlı Çınar Ağacı’nın susuz kalan köklerine yardım etmeliyim,” demiş.

Sandığının yanına gitmiş.

Kapağını açmış.

Ama…

Asa yokmuş!

Şirin Baba’nın yüzündeki gülümseme bir anda kaybolmuş.

“Eyvah! Ay Işığı Asası kaybolmuş!”

Önce odanın her köşesine bakmış. Yatağın altına, kitaplığın arkasına, mutfağın yanındaki sepete…

Yok!

Bahçeye çıkmış. Çiçeklerin arasına bakmış. Küçük kulübesini kontrol etmiş.

Yine yok!

Şirin Baba biraz üzülmüş ama hemen pes etmemiş.

“Üzülmek kolay,” demiş kendi kendine. “Önemli olan çözüm aramak.”

Tam o sırada ağacın dalından bir ses duyulmuş.

“Şirin Baba! Bir şey mi kaybettin?”

Bu, Mırmır adındaki meraklı sincapmış.

“Evet Mırmır. Ay Işığı Asamı bulamıyorum.”

Mırmır hemen aşağı atlamış.

“Ben de yardım ederim!”

Ardından minik tavşan Pofuduk gelmiş.

“Ben de!”

Sonra gökyüzünden Lila adında mavi kanatlı bir kuş süzülmüş.

“Ben yukarıdan bakabilirim.”

Şirin Baba gülümsemiş.

“Teşekkür ederim çocuklar. Birlikte ararsak mutlaka buluruz.”

Böylece üç arkadaş ve Şirin Baba yola çıkmış.

Önce dere kenarına gitmişler.

Pofuduk taşların arasına bakmış.

Mırmır çalıların altını kontrol etmiş.

Lila ise yüksek ağaçların dallarını gözden geçirmiş.

Fakat asa hiçbir yerde yokmuş.

Bir süre sonra Mırmır, yerde küçük bir iz fark etmiş.

“Bakın! Burada gümüş renkli tozlar var!”

Şirin Baba eğilip dikkatlice incelemiş.

“Bu, Ay Işığı Asası’nın bıraktığı parıltıya benziyor.”

İzleri takip etmişler.

Gümüş tozlar onları ormanın daha önce hiç gitmedikleri bir bölümüne götürmüş.

Karşılarına büyük bir taş çıkmış.

Taşın üzerinde şöyle yazıyormuş:

“Aradığını bulmak istiyorsan yalnızca gözlerinle değil, kalbinle de bak.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Pırpır Kelebek ve Renkli Çiçekler

Pofuduk şaşkınlıkla sormuş:

“Bu ne demek?”

Şirin Baba düşünmüş.

“Belki de asa, bizim yalnızca onu aramamızı değil, çevremizde olup bitenleri fark etmemizi istiyor.”

Tam o sırada uzaktan ince bir ağlama sesi gelmiş.

“Yardım edin…”

Üç arkadaş sese doğru koşmuş.

Çalılıkların arasında küçük bir kirpi yavrusu varmış.

Ayağı bir dala sıkışmış.

Mırmır hemen dalı kaldırmış.

Pofuduk kirpiyi nazikçe dışarı çıkarmış.

Lila da onu annesinin yanına götürmüş.

Kirpi annesi çocuklara teşekkür etmiş.

Şirin Baba ise etrafına bakarken birden parlayan bir şey görmüş.

Bir çalının yanında, yaprakların altında Ay Işığı Asası duruyormuş!

“İşte orada!”

Herkes sevinçle bağırmış.

Şirin Baba asayı eline aldığında üç yıldız birden parlamış.

Fakat asa eskisinden farklıymış.

Üzerinde yeni bir yazı belirmiş:

“İyilik arayan, iyiliği bulur.”

Şirin Baba gülümsemiş.

O anda asanın neden kaybolduğunu anlamış.

Asa aslında kaybolmamıştı.

Şirin Baba’ya küçük bir ders vermek için saklanmıştı.

Çünkü bazen bir şeyi bulmanın en güzel yolu, yalnızca kendimiz için aramak değil, başkalarına yardım etmektir.

Şirin Baba asasını kaldırmış.

“Bugün hepiniz bana çok önemli bir şey öğrettiniz,” demiş.

Mırmır merakla sormuş:

“Ne öğrendin Şirin Baba?”

Şirin Baba şöyle cevap vermiş:

“Birlikte düşünürsek daha iyi çözümler buluruz. Sabırlı olursak umudumuzu kaybetmeyiz. En önemlisi de başkasına yardım ettiğimizde kendi yolumuzu da aydınlatırız.”

Sonra Ay Işığı Asası’nı gökyüzüne doğru kaldırmış.

Üç yıldızdan çıkan ışık, ormanın üzerine yayılmış.

Kurumuş çiçekler yeniden açmış.

Dere daha berrak akmaya başlamış.

Ağaçların yaprakları rüzgârla dans etmiş.

O gece Şeker Çamları Ormanı’nda herkes birbirine yardım etmiş.

Mırmır yuvasını temizlemiş.

Pofuduk yaşlı tavşanlara havuç taşımış.

Lila küçük kuşlara uçmayı öğretmiş.

Şirin Baba ise gökyüzüne bakıp mutlulukla gülümsemiş.

Çünkü artık biliyormuş ki gerçek sihir, yalnızca büyülü bir asanın içinde değilmiş.

Gerçek sihir; iyilikte, dostlukta, sabırda, yardımlaşmada ve birlikte çözüm aramakta saklıymış.

O günden sonra ormanda bir şey kaybolduğunda kimse hemen üzülmezmiş.

Herkes el ele verip aramaya başlarmış.

Çünkü Şirin Baba’nın söylediği bir söz, bütün ormanda unutulmaz olmuş:

“Birlikte arayanlar yalnızca kaybettiklerini değil, birbirlerini de bulurlar.”

Ve masal burada bitmiş.

Gökyüzünden üç yıldız düşmüş.

Biri iyilik yapan çocuklara,

biri yardım etmeyi bilenlere,

biri de pes etmeden çözüm arayanlara

Gökten düşen yıldızlar sizin de yolunuzu aydınlatsın.

Gökten üç elma düşmüş: Biri Şirin Baba’ya, biri bu masalı okuyan çocuğa, biri de iyiliği hiç unutmayan herkese…

Önceki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz