Konuşan Oyuncak Ayı

Doğruyu söylemek, sabırlı olmak ve çevremizdeki insanlara karşı iyi davranmaktır.

Bir varmış, bir yokmuş…

Uzaklarda, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, sabahları kuş seslerinin pencerelerden içeri dolduğu küçük bir kasaba varmış. Bu kasabada Duru adında meraklı, neşeli ve hayal kurmayı çok seven bir çocuk yaşarmış.

Duru’nun odasında birbirinden güzel oyuncaklar varmış. Renkli tahta küpler, bez bebekler, yapbozlar, oyuncak arabalar ve rafın en üstünde duran küçük bir müzik kutusu…

Ama Duru’nun en sevdiği oyuncak, kahverengi tüylü, yuvarlak kulaklı bir oyuncak ayıymış.

Ayının boynunda kırmızı bir kurdele, göğsünde ise küçük, beyaz bir kalp varmış.

Duru ona Pofuduk adını vermiş.

Pofuduk, Duru’nun en yakın arkadaşıymış.

Duru okuldan eve geldiğinde ilk olarak Pofuduk’a sarılır, gün içinde yaşadıklarını ona anlatırmış.

Bir gün Duru okuldan biraz üzgün dönmüş.

Çantasını yere bırakmış ve yatağının kenarına oturmuş.

Pofuduk’u kucağına alarak:

— Bugün hiç iyi bir gün değildi, demiş.

Duru, sınıfta yaptığı bir resmi arkadaşlarına göstermek istemiş. Fakat resminin istediği kadar güzel olmadığını düşününce utanmış ve resmi çantasına saklamış.

O sırada odanın içinde çok tuhaf bir şey olmuş.

— Bence resmini saklamamalısın.

Duru bir anda başını kaldırmış.

Odasına bakmış.

Kimse yokmuş.

— Kim konuştu?

Sessizlik…

Duru Pofuduk’a bakmış.

Pofuduk da Duru’ya bakıyormuş.

Duru şaşkınlıkla:

— Yoksa… sen mi konuştun?

Oyuncak ayı başını hafifçe sallamış.

— Evet.

Duru’nun gözleri kocaman olmuş.

— Ama oyuncaklar konuşamaz ki!

Pofuduk gülümsemiş.

— Belki de oyuncakların konuşabilmesi için birinin onları gerçekten dinlemesi gerekiyordur.

Duru şaşkınlığını üzerinden atamamış.

— Peki neden daha önce hiç konuşmadın?

Pofuduk bir süre düşünmüş.

— Çünkü söyleyeceklerimi duymaya hazır olup olmadığını bilmiyordum.

Duru, ayısını daha sıkı kucaklamış.

— Peki şimdi neden konuşuyorsun?

Pofuduk:

— Çünkü bugün kendine haksızlık ettiğini gördüm, demiş.

Duru kaşlarını çatmış.

— Kendime haksızlık mı?

— Evet. Bir şeyin kusursuz olmaması, onun güzel olmadığı anlamına gelmez.

Duru çantasından resmini çıkarmış.

Resimde rengârenk bir bahçe varmış. Çiçeklerin arasında küçük bir ev, evin önünde de gülen bir çocuk çizilmiş.

Duru resmine dikkatlice bakmış.

— Ama arkadaşlarım daha güzel resimler yapıyor.

Pofuduk:

— Başkalarının resimleriyle kendi resmini karşılaştırmak yerine, bugün dünden daha iyi ne yaptığını düşün, demiş.

Duru biraz düşünmüş.

Sonra gülümsemiş.

— Dün hiç resim yapmamıştım. Bugün ise bir bahçe çizdim.

— İşte bu!

Duru’nun yüzünde küçük bir tebessüm belirmiş.

O günden sonra Pofuduk yalnızca konuşan bir oyuncak ayı değil, Duru’nun küçük öğretmeni de olmuş.

Ama Pofuduk’un Duru’ya öğreteceği çok şey varmış.

Pofuduk’un İlk Dersi Sabır

Ertesi gün Duru, büyük bir yapboz yapmak istemiş.

Parçaları masanın üzerine dökmüş.

İlk birkaç parçayı kolayca birleştirmiş. Fakat sonra parçalar birbirine uymamaya başlamış.

Duru sinirlenmiş.

— Bu yapboz çok zor!

Tam parçaları kenara atacakken Pofuduk konuşmuş:

— Biraz bekle.

— Ama yapamıyorum!

— Henüz yapamadın. Bu, hiçbir zaman yapamayacağın anlamına gelmez.

Duru derin bir nefes almış.

Parçaları yeniden incelemeye başlamış.

Önce köşe parçalarını bulmuş. Sonra kenarları tamamlamış.

Bir süre sonra yapboz bitmiş.

Duru sevinçle:

— Başardım!

Pofuduk:

— Bazen başarının anahtarı, biraz sabretmektir, demiş.

Duru o gün sabrın ne kadar önemli olduğunu öğrenmiş.

Pofuduk’un İkinci Dersi Doğruluk

Bir başka gün Duru, annesinin masasındaki küçük bir kalemi yanlışlıkla yere düşürüp kırmış.

Çok korkmuş.

Kalemi yerine koyup hiçbir şey olmamış gibi davranmayı düşünmüş.

Pofuduk sessizce:

— Duru…

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Denizler Kralı Temel Reis

— Ne var?

— Doğruyu söylemek bazen zor olabilir. Ama doğruyu söylemek, insanın kalbini hafifletir.

Duru başını öne eğmiş.

Annesinin yanına gidip olanları anlatmış.

Annesi ona kızmak yerine:

— Bana doğruyu söylediğin için teşekkür ederim, demiş.

Duru rahat bir nefes almış.

Pofuduk:

— Gördün mü? Dürüst olmak, hata yapmamak değildir. Hata yaptığında gerçeği söyleyebilmektir.

Duru bunu hiç unutmamış.

Pofuduk’un Üçüncü Dersi Paylaşmak

Bir hafta sonra Duru’nun okulunda küçük bir etkinlik düzenlenmiş.

Herkes evinden bir oyuncak getirip arkadaşlarıyla paylaşacakmış.

Duru, Pofuduk’u götürmek istemiş.

Fakat sonra:

— Hayır, onu paylaşamam. Çünkü o benim en sevdiğim oyuncağım, demiş.

Pofuduk bu kez hiçbir şey söylememiş.

Duru, gün boyunca arkadaşlarını izlemiş.

Bir çocuk boyalarını paylaşmış.

Başka bir çocuk kitabını arkadaşına vermiş.

Bir başkası da kurabiyelerini sınıftaki arkadaşlarıyla bölüşmüş.

Duru onların yüzlerindeki mutluluğu görünce düşünmeye başlamış.

Sonunda Pofuduk’u çantasından çıkarmış.

— İsterseniz Pofuduk’la siz de oynayabilirsiniz, demiş.

Arkadaşları çok sevinmiş.

Pofuduk da Duru’nun kulağına fısıldamış:

— Paylaşmak, sahip olduğumuz şeyi azaltmaz. Bazen mutluluğumuzu çoğaltır.

Duru gülümsemiş.

O gün Pofuduk’un sözüne hak vermiş.

Gizli Oda

Bir gece Duru yatağına uzanırken Pofuduk ona:

— Sana bir sır göstermek istiyorum, demiş.

Duru merakla doğrulmuş.

— Ne sırrı?

Pofuduk odanın köşesindeki eski oyuncak sandığını göstermiş.

— Sandığı aç.

Duru sandığın kapağını kaldırmış.

İçeride yıllardır oynadığı oyuncaklar duruyormuş.

Ama sandığın dibinde küçük, tahta bir kutu varmış.

Duru kutuyu açınca içinde minik kâğıtlar bulmuş.

Her kâğıtta bir cümle yazıyormuş.

“Sabırlı ol.”

“Hatalarından öğren.”

“Doğruyu söyle.”

“Paylaş.”

“Kendine inan.”

Duru şaşkınlıkla:

— Bunları kim yazdı?

Pofuduk:

— Sen.

— Ben mi?

— Evet. Bunlar, yıllar önce annenin sana söylediği güzel sözler. Sen onları unuttuğunu düşünüyordun. Ama kalbin unutmamış.

Duru kâğıtlara tekrar tekrar bakmış.

O anda anlamış ki Pofuduk’un en büyük sırrı konuşabilmesi değilmiş.

Pofuduk, Duru’nun içinde büyüyen güzel duyguları ona hatırlatıyormuş.

Duru oyuncak ayısına sarılmış.

— Sen gerçekten çok özel bir arkadaşsın.

Pofuduk gülümsemiş.

— Asıl özel olan sensin. Çünkü öğrendiklerini davranışlarınla gösteriyorsun.

O geceden sonra Duru her gün bir güzel davranış yapmaya karar vermiş.

Bazen bir arkadaşına yardım etmiş.

Bazen sabretmiş.

Bazen yaptığı bir hata için özür dilemiş.

Bazen de sahip olduğu bir şeyi paylaşmış.

Ve her akşam Pofuduk’un yanına oturup gününü anlatmış.

Günler, haftalar geçmiş.

Duru büyümüş.

Fakat Pofuduk hiç değişmemiş.

Hâlâ aynı kahverengi tüylere, aynı kırmızı kurdeleye ve göğsünde aynı küçük beyaz kalbe sahipmiş.

Bir akşam Duru Pofuduk’a:

— Artık neden konuştuğunu biliyorum, demiş.

Pofuduk merakla sormuş:

— Neden?

Duru gülümsemiş.

— Çünkü güzel şeyleri öğrenmeye başladığımda aslında senin sesinin benim kalbimden geldiğini anladım.

Pofuduk’un gözleri parlamış.

— İşte şimdi gerçek sırrı öğrendin.

O geceden sonra Pofuduk bir daha hiç konuşmamış.

Ama Duru hiç üzülmemiş.

Çünkü artık onun sesini duymasa bile ne söyleyeceğini biliyormuş.

Sabırlı ol.

Doğruyu söyle.

Hatalarından öğren.

Paylaş.

Ve en önemlisi, kendine inan.

Duru, Pofuduk’u yatağının yanına koymuş.

Pencereden ay ışığı içeri süzülürken gözlerini kapatmış.

Küçük odada sessizlik varmış.

Ama Duru’nun kalbinde sıcacık bir ses yankılanıyormuş:

İyi bir kalp, öğrendiği güzellikleri başkalarına da öğretir.

Ve o günden sonra Duru’nun yaptığı her güzel davranış, Pofuduk’un masalını biraz daha büyütmüş.

Masal da burada bitmiş, iyilik ve güzel davranışlar Duru’yla birlikte dünyaya yayılmış.

Önceki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz