Bir varmış, bir yokmuş…
Güneşin sabahları altın gibi parladığı, geceleri yıldızların fısıldaştığı büyük bir orman varmış. Bu ormanda her hayvanın ayrı bir özelliği olurmuş. Kimi hızlı koşar, kimi güçlü olur, kimi de güzel şarkılar söylermiş.
Bu ormanda yaşayan Kara adında bir karga varmış. Kara’nın tüyleri simsiyah ama kalbi ışıl ışılmış. O, diğer hayvanlar gibi sadece yiyecek aramaz, soru sormayı, öğrenmeyi ve düşünmeyi çok severmiş.
Meraklı Karga
Kara her sabah erkenden uyanır, ormanı dolaşırmış.
“Bugün yeni ne öğrenebilirim?” diye düşünürmüş.
Bir gün yaşlı kaplumbağa Tomo’nun yanına gitmiş.
“Tomo Amca, neden sen bu kadar yavaş yürüyorsun ama hiç üzülmüyorsun?” diye sormuş.
Tomo gülümsemiş:
“Yavaş olmak kötü değildir Kara. Önemli olan acele etmeden doğru yolu bulmak,” demiş.
Kara bu sözü aklına yazmış.
Kuraklık Başlıyor
Günler geçtikçe hava çok ısınmış. Yağmurlar yağmamış. Dereler kurumuş, ağaçlar susamış. Küçük hayvanlar korkmaya başlamış.
Ormanın ortasında sadece eski bir testi kalmış. Ama su çok azmış ve kimse içemiyormuş.
Aslan:
“Gücüm var ama testiyi kıramam,” demiş.
Tavşan:
“Hızlıyım ama bu iş bana göre değil,” diye üzülmüş.
Herkes umutsuzca Kara’ya bakmış.
Akıllı Çözüm
Kara testinin yanına konmuş.
Önce sessizce düşünmüş. Tomo’nun sözlerini hatırlamış:
“Acele etmeden doğru yolu bul.”
Etrafa bakmış. Yerde küçük taşlar varmış.
Bir taşı alıp testinin içine bırakmış. Sonra bir tane daha…
Hayvanlar merakla izliyormuş.
Su yavaş yavaş yükselmiş.
Sonunda tüm hayvanlar sırayla sudan içebilmiş
Birlik ve Paylaşma
O günden sonra hayvanlar sadece Kara’ya değil, birbirlerinin fikirlerine de değer vermeyi öğrenmiş.
Kara demiş ki:
“Herkesin bir gücü vardır. Ama akıl, sabır ve paylaşma birleşince her sorun çözülür.”
Orman yeniden yeşermiş. Yağmurlar geri gelmiş.
Ve Kara, bilgelik dolu gözleriyle çocuklara hep şunu fısıldamış
“En güçlü kanatlar, düşünen kanatlardır.”

