Pazartesi, Aralık 1, 2025
Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıKeloğlan ve Üç Dosta Emanet İyilik

Keloğlan ve Üç Dosta Emanet İyilik

Keloğlan’ın iyilikle engelleri aşarak sevdiğine kavuştuğu büyülü bir masal yolculuğu.

Vakti zamanında, küçük bir köyde anacığıyla yaşayan bir delikanlı varmış. Saçları pek çıkmadığından ona herkes “Keloğlan” dermiş. Yaramazlığı dillere destanmış amma velâkin kalbi pırıl pırıl, yüreği de cesaretle doluymuş. Sabah güneşinin ilk ışıklarıyla yollara düşer; dağ aşar, ova geçer, gezip tozar, akşam olunca da evinin yolunu bulurmuş.

Günlerden bir gün, “Anacığım, gözümün nuru, izin ver de sultanın sarayının olduğu şehre gideyim,” demiş. Anası önce yanaşmasa da oğlunun ısrarını kıramamış, sonunda “Peki oğul, Allah yolunu açık etsin,” deyivermiş.

Ertesi sabah horozlar ötemeden yola çıkan Keloğlan, az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Bir pınarın başında soluklanırken ince bir ses duymuş: “İmdaaatt!” Sağına soluna bakmış kimse yok. Tekrar duyunca pınarın kıyısındaki su birikintisinde debelenen bir karınca görmüş. Hemen bir dal parçası uzatıp onu kurtarmış. Karınca burnunun ucuna tırmanmış: “Beni ölümden aldın. Şu kanadımı sakla, dara düşersen salla; nerede olsam gelirim,” demiş. Keloğlan gülmüş: “Sen mi bana yardım edeceksin?” Karınca karşılık vermiş: “İyilik eden karşılığını bulur, küçüğe hor bakma.” Diyerek ayrılmışlar.

Keloğlan yoluna devam etmiş. Güneş tepede kavururken bir ağacın gölgesine çökmüş. Gözleri kapanacakken yine bir yardım çığlığı işitmiş. Bakmış ki bir bal arısı sırtüstü düşmüş çırpınıyor. Onu nazikçe çevirip uçmasına yardım etmiş. Arı da burnuna konmuş: “Şu kanadı sakla, sıkıntıya düşersen beni çağır,” demiş. Keloğlan yine gülmüş: “Seninle mi düze çıkacağım?” Arı ise, “Yardım edenin yardımcısı Allah olur,” deyip uçmuş.

Günün ilerleyen vaktinde karnını doyurmak için oturan Keloğlan, bu kez çalılıklardan bir feryat duymuş. Bir güvercin avcı kapanına yakalanmış. Tuzak ipini kesip kuşu özgürlüğüne kavuşturmuş. Güvercin süzülüp önünde durmuş: “Bu tüyü al, çağırırsan geleceğim.” Keloğlan yine gülümsemiş ama güvercin, “İyilik boşa gitmez,” diyerek vedalaşmış.

Böyle böyle Keloğlan nihayet sultanın bulunduğu şehre varmış. Sarayın önünde gezinirken bir pencerede öyle bir kız görmüş ki… Ay yüzlü mü dersin, nar tanesi mi, sanki Zümrüd-ü Anka suret bulmuş da karşısına çıkmış. Gönlü o anda akıp gitmiş kıza. Sevda bir kere düşünce, yol kısalmış, dağ taş eriyip açılmış da Keloğlan bir solukta kendini köyde bulmuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Minik Tavşan Pofuduk ve Renkli Balon

Anasının dizinin dibine çökmüş: “Anacığım, gönlüm bir kıza düştü. Gel, sultan kızını bana istemeye gidelim,” demiş. Kadıncağız şaşırmış ama oğlunun gönlüne söz geçmeyeceğini bilirmiş. “Hayırlısı olsun,” deyip düşmüşler yollara.

Saray kapısındaki nöbetçiler niyetlerini duyunca gülmüşler. Yine de durumu sultana iletmişler. Keloğlan ve anası huzura çıkarılmış. Ana, “Sultanım, gönül bu; oğlum sizin kızınıza vurulmuş. Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle kızınızı istiyoruz,” demiş. Perde arkasında onları dinleyen sultan kızı ise çoktan gönlünü Keloğlan’a kaptırmış bile.

Sultan düşünmüş taşınmış: “Kızımı veririm, ama önce bir şartımı yerine getirirse,” demiş. Keloğlan ne kadar ısrar edilse de şartı kabul etmiş.

Askerler onu bir ambara götürmüş: Arpa ve buğday karışmış. “Gün ağarana kadar ayırmazsan başını alırız,” demişler. Keloğlan umudunu yitirirken karıncanın verdiği kanat aklına gelmiş. Kanadı sallayınca ambar karıncayla dolmuş. “Sen uyu, işi bize bırak,” demişler. Sabah olduğunda arpa bir yana, buğday bir yana dizilmiş. Sultan da hayretler içinde kalmış.

Ama sultan sözünde durmamış. “Bir şartım daha var,” demiş. İki büyük petek balı hiç kırmadan iki dar testiye koymasını istemiş. Keloğlan yine çaresizce arının kanadını sallamış. Petekler sabaha kadar arılar tarafından testilerin içine yerleştirilmiş.

Sultan öfkeden kudurmuş. “Başını kesin!” diye buyurmuş. Meydan hazırlanmış, cellat baltayı kaldırmış. Keloğlan, elleri bağlı hâlde, son ümitle güvercinin tüyünü sallamış. Bir anda meydanı bembeyaz güvercinler kaplamış. Göz gözü görmez olmuş. Kuşlar Keloğlan’ın bağlarını çözmüş. O da anasını ve sultan kızını alıp oradan uzaklaşmış.

Köylerine döndüklerinde kırk gün kırk gece düğün etmişler. Ne derler? İyilik eden elbet iyilik bulur…

Onlar muradına ermiş, biz de çıkalım kerevetine. Biri Keloğlan’ın başına, biri anlatanın başına, biri de bu masalı dinleyenin başına.

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz