Bir varmış bir yokmuş…
Yemyeşil çayırların, rengârenk çiçeklerin ve kuş cıvıltılarının hiç eksik olmadığı Papatya Ormanı’nda, pofuduk mu pofuduk bir minik tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Mimo’ymuş. Mimo’nun kulakları biraz uzun, kalbi ise biraz… fazla sahipleniciymiş.
Mimo havuçları, elmaları, hatta parlak taşları bile çok severmiş. Ama en çok da paylaşmamayı severmiş.
“Benimse benimdir,” dermiş.
“Başkası dokunmasın,” diye düşünürmüş.
Bir gün ormanda büyük bir haber yayılmış:
Kış yaklaşıyormuş.
Herkes yiyeceklerini hazırlamaya başlamış. Sincaplar fındık toplamış, kirpiler elma biriktirmiş, kuşlar yuvalarını güçlendirmiş.
Mimo da sabah erkenden sepetini alıp havuç tarlasına gitmiş. O kadar çok havuç toplamış ki sepet taşmış, havuçlar yere yuvarlanmış. O sırada karşısına arkadaşı Minnoş Fare çıkmış.
“Merhaba Mimo,” demiş Minnoş utangaçça.
“Biraz havuca ihtiyacım var. Kış için çok az yiyeceğim kaldı.”
Mimo kulaklarını dikmiş, sepetine bakmış. Havuçlar gerçekten çokmuş ama yine de içinden bir ses,
“Ya bana yetmezse?” demiş.
“Üzgünüm Minnoş,” demiş Mimo.
“Bunlar bana zor yeter.”
Minnoş üzülmüş ama bir şey demeden uzaklaşmış.
Ertesi gün Cici Kaplumbağa gelmiş.
“Bir elman var mı Mimo?” diye sormuş.
Mimo bu sefer de başını sallamış:
“Yok… Hepsi benim.”
Günler geçmiş, Mimo’nun yuvası yiyecekle dolmuş. Ama garip bir şey olmuş…
Mimo kendini hiç mutlu hissetmiyormuş.
Bir gece fırtına çıkmış. Rüzgâr öyle sert esmiş ki Mimo’nun yuvasının kapısı açılmış. Sepetler devrilmiş, havuçlar çamura bulanmış, elmaların bazıları yuvarlanıp gitmiş.
Sabah olduğunda Mimo’nun yiyeceklerinin çoğu kullanılamaz hâle gelmiş.
O anda kapısı çalınmış.
Karşısında Minnoş Fare, Cici Kaplumbağa ve birkaç orman dostu varmış.
“Biz birlikte topladık,” demiş Minnoş gülümseyerek.
“Paylaşınca daha çok oluyor.”
Mimo’nun gözleri dolmuş. İlk kez kalbinin içi ısınmış.
“Ben… ben paylaşmayı bilmiyordum,” demiş utançla.
“Ama şimdi öğrenmek istiyorum.”
O günden sonra Mimo değişmiş.
Havuçlarını bölmüş, elmaları paylaştırmış.
Paylaştıkça hem yiyecekler çoğalmış hem de dostları.
Ve Mimo şunu öğrenmiş:
Paylaşmak, sahip olduklarını azaltmaz…
Kalbini büyütür.
Masal da burada mutlu mutlu bitmiş
Bu Masal Okuyan Güzel Çocuklara Gelsin …

