Bir zamanlar, Renkli Papatyalar Ormanı’nın kıyısında yaşayan, cesur ama biraz sakar bir kedi vardı: Tom. Tom’un en dikkat çekici özelliği, yürürken hafifçe sağa yatıp kıvrılan kırık kuyruğuydu. Kuyruğu doğuştan değil, bir gün ağaç tepelerinde kuşları izlerken dengesini kaybedip puf! diye yosunların arasına düşmesiyle kırılmıştı.
Fakat Tom asla üzülmüyordu. Çünkü kırık kuyruğu ona hem komik bir görünüş hem de çok özel bir yetenek kazandırmıştı.
Tom’un Sırrı
Kırık kuyruğu rüzgârı duyabiliyordu.
Evet, yanlış duymadın! Rüzgâr biraz hızlansa, kuyruğu titrer; fırtına yaklaşsa kuyruğu “çınnn!” diye hafif bir ses çıkarırdı. Bu yüzden ormandaki hayvanlar, hava durumunu hep Tom’dan öğrenirdi.
Bir sabah Tom kuyruğunda garip bir tıngırtı hissetti. Sanki kuyruğu, uzaklardan gelen gizli bir çağrıyı duyuyordu.
Tom mırıldandı:
“Bu ses… Bu hiç duymadığım bir şey!”
Eski Meşe’nin Çağrısı
Ormanın en derin yerindeki Bin Yaşındaki Eski Meşe, yalnızca büyük bir tehlike olduğunda rüzgâra mesaj gönderirdi. Tom, kuyruğunun verdiği işareti takip ederek Eski Meşe’ye doğru koştu.
Ağaca yaklaşınca, gövdesinde ince bir çatlak gördü. Çatlağın içinden hafif bir mavi ışık sızıyordu.
Eski Meşe kısık bir sesle konuştu:
“Tom… Renkli Papatyalar Ormanı’nın kalbi olan Işık Tohumu çalındı. Eğer geri getirmezsek orman renklerini kaybedecek.”
Tom’un kalbi hızla çarptı.
“Kim çalmış olabilir?” diye sordu.
Ağacın içinden yankılanan ses cevap verdi:
“Karanlık Sis Tilkisi… Onu yalnızca cesareti kuyruğundan gelen bir kedi takip edebilir.”
Tom derin bir nefes aldı. Kuyruğu, küçük bir çan gibi titredi. Bu, “Hazırsın!” anlamına geliyordu.
Sis Ormanı’na Yolculuk
Tom, Sis Ormanı’na girdiğinde göz gözü görmüyordu. Ama kırık kuyruğu hafif hafif parlamaya başladı. Rüzgârın yönünü gösteriyor, gizli patikaları açığa çıkarıyordu.
En sonunda, gri taşlardan yapılmış eski bir kulübeye ulaştı. Kulübenin kapısını açtığında, içeride kırmızı gözlü Sis Tilkisi oturuyordu. Işık Tohumu, önündeki masanın üzerinde susuz bir yıldız gibi parlıyordu.
Tilkisi gülümsedi:
“Cesur kedi… Kuyruğunla bana meydan mı okuyacaksın?”
Tom mırıldandı:
“Benim kuyruğum kırık olabilir, ama kalbim dimdik!”
Rüzgârın Dansı
Tilkisi bir sis bulutu oluşturup Tom’a doğru fırlattı. Tam o sırada Tom’un kırık kuyruğu hızla dönmeye başladı. Kuyruk rüzgârı yakaladı, döndürdü, büyüttü ve sis bulutunu geri Tilki’ye itti.
Sis Tilkisi yere serildi.
“Nasıl yaptın bunu?” diye hırladı.
Tom gururla kuyruğunu salladı:
“Kırık olmak bazen güçlü olmaktır.”
Tilkisi pes etti ve Işık Tohumu’nu Tom’a geri verdi.
Ormanın Işığı
Tom tohumu Eski Meşe’ye götürdüğünde, tüm orman bir anda ışığa boğuldu. Papatyalar daha renkli açtı, çiçekler dans etmeye başladı, hatta minik kelebekler bile Tom’un etrafında döndü.
Eski Meşe teşekkür etti:
“Senin cesaretin ve kırık kuyruğun olmasa… Ormanımız yok olacaktı.”
Tom utangaç bir mırıltıyla cevap verdi:
“Demek kırık kuyruğum beni özel yapıyormuş.”
O günden sonra Tom, ormanın Rüzgâr Bekçisi olarak anıldı.
Ve kuyruğu her titrediğinde, herkes bilirdi ki yeni bir macera başlamak üzereydi.
Masal bitti, Tom’un rüzgârı hiç bitmedi.
