Bir varmış bir yokmuş… Yeşil tepelerin arasında, rengârenk çiçeklerle dolu küçük bir köy varmış. Bu köyde Pat Pat Filcik adında, meraklı mı meraklı, sevimli bir tavşan yaşarmış. Pat Pat Filcik’in kulakları upuzun, kalbi ise iyilikle doluymuş. En çok da yeni şeyler öğrenmeyi severmiş.
Bir sabah annesi ona seslenmiş:
“Pat Pat Filcik, bugün hava çok güzel. İstersen biraz dolaş ama göle tek başına gitme, olur mu?”
Pat Pat Filcik başını sallamış:
“Tamam anneciğim, dikkatli olacağım.”
Yolda yürürken kuşların cıvıltısını dinlemiş, karıncaların nasıl düzenli çalıştığını izlemiş. Derken parlayan mavi bir ışık görmüş. Bu, köyün yakınındaki Bilge Gölmüş. Göl, tertemiz suyu ve etrafındaki sazlıklarla çok güzel görünüyormuş.
Pat Pat Filcik gölün kenarına yaklaşınca, suda çırpınan küçük bir kaplumbağa fark etmiş.
“Yardım eder misin? Kabuk çantam suya düştü,” demiş kaplumbağa.
Pat Pat Filcik hemen etrafına bakmış. Uzun bir dal bulmuş, dikkatlice uzatmış ve çantayı sudan çıkarmış.
“İşte bu! Artık kurulayabilirsin,” demiş gülümseyerek.
Kaplumbağa çok sevinmiş:
“Teşekkür ederim Pat Pat Filcik. Sen hem cesur hem de düşüncelisin.”
Tam o sırada gölden bir ses yükselmiş. Bu, Bilge Göl’ün kendisiymiş:
“Pat Pat Filcik, yardımlaşmanın ve dikkatli olmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdin. Unutma, doğayı korursak doğa da bizi korur.”
Pat Pat Filcik başını sallamış. Gölün kenarındaki çöpleri fark etmiş. Küçük bir sepet yapıp çöpleri toplamış. Göle tertemiz bir görünüm kazandırmış.
Akşam olunca eve dönmüş ve annesine gününü anlatmış. Annesi onu kucaklamış:
“Seninle gurur duyuyorum. Bugün çok güzel şeyler öğrenmişsin.”
O günden sonra Pat Pat Filcik, her gezintisinde doğaya ve canlılara daha da dikkat etmiş. Çünkü biliyormuş ki iyilik, paylaşmak ve sorumluluk almak dünyayı daha güzel bir yer yapar.
Ve masal da burada mutlu bir şekilde bitmiş. 🌟

