Bir varmış, bir yokmuş… Güneşin altın ışıklarıyla parlayan, nilüfer çiçekleriyle süslenmiş, berrak bir göl varmış. Bu gölde yaşayan hayvanların en neşelisi ise sarı tüyleri pırıl pırıl parlayan küçük bir ördekmiş. Adı Pofuduk’muş.
Pofuduk’un en sevdiği eşyası ise büyükannesinin ördüğü mavi, kırmızı kurdeleli şapkasıymış. Bu şapka sadece onu güneşten korumaz, aynı zamanda büyükannesinin sevgisini de hatırlatırmış. Pofuduk nereye gitse şapkasını takar, arkadaşları da ona gülümseyerek:
“İşte bizim şapkalı ördeğimiz geliyor!” dermiş.
Bir sabah Pofuduk göl kıyısında kelebekleri izlerken hafif bir rüzgâr esmeye başlamış. Önce yapraklar dans etmiş, sonra sazlar eğilmiş. Derken güçlü bir rüzgâr çıkmış ve Pofuduk’un şapkasını başından uçurmuş.
“Şapkam!” diye seslenmiş küçük ördek.
Şapka rüzgârın peşine takılmış, çiçeklerin arasından geçmiş, küçük bir tepenin arkasında gözden kaybolmuş.
Pofuduk hemen peşinden koşmuş. Önce sincapla karşılaşmış.
“Merhaba Sincap! Benim mavi şapkamı gördün mü?”
Sincap düşünmüş.
“Ben görmedim ama rüzgâr onu ormandaki meşe ağacına doğru götürdü.”
Pofuduk teşekkür edip yoluna devam etmiş.
Biraz ileride tavşan çiçek topluyormuş.
“Tavşan kardeş, şapkamı gördün mü?”
Tavşan gülümsemiş.
“Az önce bir şey dalların arasından uçtu ama sonra dere kenarına doğru gitti.”
Pofuduk hiç umudunu kaybetmeden yürümeye devam etmiş.
Derken küçük derenin kenarında yaşlı kaplumbağayı görmüş. Kaplumbağa sakin sesiyle:
“Evlat,” demiş, “Bazen aradığımız şeyi bulabilmek için yalnızca hızlı koşmak yetmez. Etrafına dikkatlice bakmayı da bilmelisin.”
Pofuduk bu sözleri düşünmüş. Bu kez acele etmeyi bırakmış. Kuşların sesini dinlemiş, çiçeklerin arasına dikkatlice bakmış, rüzgârın yönünü izlemiş.
Tam o sırada kirpi ailesini fark etmiş. Küçük kirpinin dikenlerine tanıdık bir şey takılmıştı.
“İşte şapkam!” diye sevinçle bağırmış Pofuduk.
Meğer şapka rüzgârla uçarken kirpinin dikenlerine nazikçe takılmış. Küçük kirpi onu çıkarmaya çalışmış ama zarar vermekten korktuğu için beklemiş.
Pofuduk dikkatlice şapkasını almış.
“Çok teşekkür ederim. Sen olmasaydın onu bulamayabilirdim.”
Kirpi gülümsemiş.
“Biz birbirimize yardım etmek için arkadaşız.”
O gün Pofuduk yalnızca şapkasını değil, çok önemli bir ders de kazanmış.
Artık ne zaman bir sorunla karşılaşsa önce sakinleşiyor, dikkatlice düşünüyor, sonra çözüm arıyormuş. Çünkü biliyormuş ki sabır, dikkat ve arkadaşların desteği en zor yolları bile kolaylaştırır.
Akşam olunca göldeki tüm hayvanlar birlikte piknik yapmışlar. Pofuduk büyükannesinin ördüğü şapkasını yine gururla takmış. Ama bu kez onu daha dikkatli kullanmış ve rüzgâr çıktığında sıkıca tutmayı da unutmamış.
O günden sonra gölde yaşayan bütün yavru hayvanlar, Pofuduk’un hikâyesini dinleyerek büyümüşler. Her biri, eşyalarına özen göstermeyi, umudunu kaybetmemeyi ve dostlarına yardım etmeyi öğrenmiş.
Ve derler ki, gölün üzerinden tatlı bir rüzgâr geçtiğinde Pofuduk gülümseyerek şapkasını tutar ve şöyle dermiş:
“Rüzgâr bazen bir şeyi götürür; ama sabır, iyilik ve dikkat onu yeniden buldurur.”
Gökten üç ördek tüyü süzülmüş. Biri sabırlı çocukların, biri paylaşmayı bilenlerin, biri de iyilikten vazgeçmeyenlerin avucuna konmuş.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım masal diyarına…
