Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıTelefonu Bırakmayan Maymun

Telefonu Bırakmayan Maymun

Telefonu bırakan Mimo, arkadaşlığın ve doğanın değerini keşfediyor da!

Uzaklarda, yemyeşil ağaçların gökyüzüne değdiği, derelerin şarkılar söyleyerek aktığı Şen Orman adında güzel bir orman varmış. Bu ormanda türlü türlü hayvan yaşarmış. Kimi sabahları çiçekleri sulamayı, kimi nehir kenarında taş sektirmeyi, kimi de arkadaşlarıyla oyun oynamayı severmiş. Fakat ormanda yaşayan küçük maymun Mimo’nun herkesten farklı bir tutkusu varmış: Telefonu! Mimo, telefonunu elinden neredeyse hiç bırakmazmış. Kahvaltıda telefonuna bakar, ağaçtan ağaca atlarken telefonunu yanında taşır, arkadaşları oyun oynamaya çağırdığında bile gözlerini ekrandan ayırmazmış.

Bir sabah Mimo, büyük incir ağacının altında oturmuş, telefonundaki renkli videoları izliyormuş. Yanına gelen sincap Fındık, “Mimo, hadi bizimle oynasana! Yeni bir oyun öğrendik,” demiş. Mimo başını bile kaldırmadan, “Birazdan gelirim,” diye cevap vermiş. Fakat birazdan saatler olmuş. Fındık sonunda üzülerek arkadaşlarının yanına dönmüş. O sırada yaşlı kaplumbağa Tospik, Mimo’yu uzaktan izliyormuş. Tospik yavaşça yanına gelip, “Mimo, telefon kötü bir şey değildir ama her şeyin fazlası, en güzel şeyin bile tadını kaçırabilir,” demiş. Mimo omuzlarını silkerek, “Ben telefonumu seviyorum. Hem burada çok eğleniyorum,” diye karşılık vermiş.

Ertesi gün ormanda büyük bir şenlik varmış. Kuşlar rengârenk kurdeleler hazırlıyor, tavşanlar havuçlu kekler pişiriyor, sincaplar meşe palamutlarını sepetlere dolduruyormuş. Mimo da şenliğe gitmiş ama telefonunu yine elinden bırakmamış. Arkadaşları ip atlamış, saklambaç oynamış, nehir kenarında kahkahalarla koşmuş. Mimo ise bütün bunları telefonunun küçük ekranından izlemeye çalışmış. Bir süre sonra başını kaldırdığında şaşırmış. “Aaa, güneş batmak üzereymiş!” demiş. Oysa ormandaki altın renkli ışıkları, kelebeklerin dansını ve arkadaşlarının neşeli oyunlarını kaçırmış.

Tam o sırada telefonunun pili bitmiş. Ekran bir anda kararmış. Mimo önce şaşırmış, sonra telaşlanmış. “Hayır! Şimdi ne yapacağım?” diye söylenmiş. Telefonunu açmak için düğmesine tekrar tekrar basmış ama hiçbir şey olmamış. Bir süre sessizce oturmuş. Sonra çevresine bakmış. Daha önce fark etmediği kadar güzel bir manzara görmüş. Gökyüzü pembe ve turuncu renklere bürünmüş, kuşlar yuvalarına dönüyor, ağaçların yaprakları akşam rüzgârıyla usulca sallanıyormuş.

Mimo ilk kez uzun zamandır telefon olmadan etrafını dinlemiş. “Demek orman akşamları böyle güzelmiş,” diye fısıldamış. Tam o sırada Fındık yanına gelmiş. Elinde küçük bir top varmış. “Mimo, bizimle oynar mısın?” diye sormuş. Mimo önce telefonuna bakmış, sonra arkadaşına gülümsemiş. “Evet, oynayalım!” demiş.

O akşam Mimo öyle çok eğlenmiş ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamış. Arkadaşlarıyla top oynamış, ağaçların arasında saklambaç kurmuş ve Tospik’in anlattığı komik hikâyelere kahkahalarla gülmüş. Eve dönerken yaşlı kaplumbağaya, “Tospik, sanırım sen haklıymışsın. Telefonla eğlenmek güzel ama gerçek dünyadaki oyunların da bambaşka bir tadı var,” demiş. Tospik gülümseyerek, “Önemli olan telefonu tamamen bırakmak değil, ona ne kadar zaman ayıracağını bilmektir,” diye cevap vermiş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Keloğlan ve Devler Ülkesi

Ertesi sabah Mimo kendine küçük bir kural koymuş. Kahvaltı sırasında telefon yokmuş. Arkadaşlarıyla oyun oynarken telefon çantasında duracakmış. Ormanda yürüyüş yaparken ise telefonuna bakmak yerine ağaçları, çiçekleri ve hayvanları gözlemleyecekmiş. Akşam olduğunda belirlediği kısa bir süre boyunca telefonunu kullanacak, sonra onu güvenli bir yere bırakacakmış.

İlk günler biraz zorlanmış. Bazen eli istemeden telefonuna gitmiş. Fakat her telefonunu bıraktığında yeni bir şey keşfetmiş. Bir gün ağacın kovuğunda yuva yapan minik kuşları görmüş, başka bir gün daha önce hiç fark etmediği mavi çiçekleri keşfetmiş. Bir sabah Fındık’la birlikte nehir kenarında taş sektirmeyi öğrenmiş. Mimo artık telefon ekranında gördüğü dünyadan çok, kendi gözleriyle keşfettiği dünyayı merak etmeye başlamış.

Bir süre sonra Şen Orman’daki hayvanlar Mimo’yu başka bir özelliğiyle tanımaya başlamış. O artık “telefonu bırakmayan maymun” değil, “arkadaşlarıyla en güzel oyunları bulan maymun” olmuş. Mimo da bu değişimden çok mutluymuş. Çünkü anlamış ki telefon eğlenmek, öğrenmek ve güzel şeyler keşfetmek için kullanılabilir; ancak hayatın tamamını bir ekranın içine sığdırmak gerekmezmiş.

Bir akşam bütün arkadaşları büyük incir ağacının altında toplanmış. Gökyüzünde yıldızlar parlıyor, ay ormanın üzerine gümüş bir ışık serpiyormuş. Mimo telefonunu çantasından çıkarıp ona bakmış. Sonra gülümseyerek tekrar çantasına koymuş. Fındık merakla, “Neden bakmadan geri koydun?” diye sormuş. Mimo gökyüzünü göstererek, “Çünkü bu manzarayı hiçbir ekranın benim için göstermesine gerek yok. Bazen en güzel görüntüler telefonun dışında,” demiş.

O günden sonra Mimo telefonunu tamamen bırakmamış. Çünkü telefonun doğru kullanıldığında yararlı olabileceğini öğrenmiş. Fakat artık telefonun ne zaman kullanılacağını, ne zaman kenara bırakılacağını biliyormuş. Arkadaşlarıyla konuşurken onların gözlerine bakıyor, oyun oynarken oyunun tadını çıkarıyor, yemek yerken yemeğine dikkat ediyor ve doğada geçirdiği zamanın kıymetini biliyormuş.

Şen Orman’da yaşayan herkes Mimo’nun değişimini görünce çok sevinmiş. Yaşlı Tospik ise her zamanki gibi yavaşça gülümsemiş. Çünkü küçük maymun önemli bir ders öğrenmiş: Teknoloji hayatı kolaylaştırabilir, fakat gerçek mutluluk; arkadaşlıkta, oyunda, doğada, merakta ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel zamanlarda da saklıymış.

Ve o günden sonra Mimo’nun telefonu yine varmış ama telefon artık Mimo’nun elinde değil, Mimo’nun kontrolündeymiş.

Telefon ve diğer ekranlar hayatımızı güzelleştiren araçlar olabilir. Ancak oyun oynamak, kitap okumak, doğayı keşfetmek, hareket etmek ve sevdiklerimizle sohbet etmek için de zaman ayırmalıyız. Çünkü gerçek hayat, ekranın dışında bizi bekleyen kocaman ve rengârenk bir masaldır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz