Cesur Tavşan Masalı

Cesaret, dostluk ve yardımlaşmayı anlatan sıcacık bir orman masalı.

Bir varmış, bir yokmuş… Yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengârenk çiçeklerin mis gibi kokular saçtığı, kuşların sabah şarkıları söylediği Büyük Meşe Ormanı’nda minik bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Cesur’muş.

Adı Cesur olsa da kendisi aslında biraz çekingenmiş. Gürültülü seslerden korkar, yüksek tepelerden aşağı bakamaz, yeni yerleri keşfetmekten çekinirmiş. Ama onun kalbi tertemizmiş. Yardım etmeyi çok sever, hiçbir arkadaşını üzmek istemezmiş.

Ormanda yaşayan hayvanlar Cesur’u çok severmiş. Minik sincap Fındık, sevimli kirpi Diken, bilge kaplumbağa Toprak Dede ve neşeli serçe Cikcik onun en yakın dostlarıymış.

Bir sabah güneş ormanı altın gibi aydınlatırken Toprak Dede telaşla ortaya çıkmış.

“Çocuklar!” demiş. “Ormanın en değerli hazinesi olan Yaşam Pınarı’nın suyu kesilmeye başladı. Eğer sebebini bulamazsak çiçekler solacak, ağaçlar kuruyacak ve tüm hayvanlar susuz kalacak.”

Hayvanlar büyük bir endişeye kapılmış. Kimisi korkudan geri çekilmiş, kimisi ne yapacağını bilememiş.

Tam o sırada Cesur’un içinde küçük bir umut ışığı yanmış.

“Belki ben yardım edebilirim.” demiş sessizce.

Bazıları şaşırmış.

“Sen mi?” diye sormuş tilki.

“Sen daha geçen hafta gök gürültüsünden saklanmıştın.”

Cesur biraz utanmış ama vazgeçmemiş.

Toprak Dede gülümsemiş.

“Gerçek cesaret hiç korkmamak değildir. Korktuğun hâlde doğru olanı yapabilmektir.”

Bu sözler Cesur’un kalbine işlenmiş.

Ertesi sabah küçük sırt çantasını hazırlamış. İçine biraz havuç, birkaç elma ve annesinin ördüğü sıcak atkısını koymuş. Arkadaşları da ona yol boyunca eşlik etmiş.

İlk durakları Fısıldayan Çayır olmuş. Burada uzun otlar rüzgâr estikçe fısıltılar çıkarıyormuş.

“Buradan geçemezsiniz.” diye seslenmiş rüzgâr.

Cesur korkmuş ama derin bir nefes almış.

“Biz ormanı kurtarmaya gidiyoruz.” demiş.

Rüzgâr yumuşacık esmeye başlamış.

“Doğru bir amaç için yürüyenlerin yolu her zaman açılır.”

Otlar iki yana ayrılmış.

Yolculuk devam etmiş.

Bir süre sonra önlerine köpük köpük akan büyük bir dere çıkmış.

Köprü yıkılmıştı.

Hayvanlar ne yapacaklarını düşünürken Cesur çevresine dikkatle bakmış.

Yakındaki kalın dalları toplamış, sağlam taşları yerleştirmiş. Arkadaşları da ona yardım etmiş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Tom’un Kedi Balosu

Hep birlikte küçük ama güvenli bir köprü kurmuşlar.

Sincap Fındık hayranlıkla bakmış.

“Tek başına yapamazdın ama birlikte başardık.”

Cesur gülümsemiş.

“O zaman gerçek güç paylaşmakmış.”

Yollarına devam etmişler.

Akşam olurken Yaşam Pınarı’nın bulunduğu mağaraya ulaşmışlar.

Mağaranın girişini devasa kayalar kapatıyormuş.

İçeriden incecik bir su sesi geliyormuş.

Demek ki pınar tamamen kurumamış, sadece önü kapanmıştı.

Ancak kayalar çok ağırdı.

Hayvanların hepsi birlikte itmeye başlamış.

Biraz ilerliyor, sonra tekrar duruyormuş.

Cesur tam vazgeçecekken Toprak Dede’nin sözü aklına gelmiş.

“Gerçek cesaret korkmadan yaşamak değil, vazgeçmemektir.”

Derin bir nefes almış.

“Hep birlikte! Bir, iki, üç!”

diye seslenmiş.

Tüm hayvanlar aynı anda güçlerini kullanmış.

Kocaman kaya yavaşça yuvarlanmış.

Bir anda berrak sular coşkuyla akmaya başlamış.

Şırıl şırıl akan su bütün ormana doğru ilerlemiş.

Kurumaya başlayan çiçekler yeniden açmış.

Ağaçlar yemyeşil olmuş.

Kelebekler gökyüzünde dans etmiş.

Kuşlar mutluluk şarkıları söylemiş.

Ormanda büyük bir kutlama yapılmış.

Baykuş, “Bugünün kahramanı Cesur’dur.” demiş.

Ama Cesur başını sallamış.

“Hayır. Eğer arkadaşlarım bana yardım etmeseydi bunu başaramazdım.”

Toprak Dede gülümsemiş.

“İşte gerçek kahramanlık budur. Başarıyı paylaşabilmek.”

O günden sonra Cesur artık korkularının tamamen yok olduğunu düşünmemiş. Hâlâ bazen yüksek seslerden ürküyor, bilinmeyen yollarda heyecanlanıyormuş.

Fakat artık biliyormuş ki korkular insanı durdurmak için değil, dikkatli olmaya çağırmak için varmış.

İnsan ya da hayvan fark etmez; iyilik yapan, yardım eden, doğru olanı seçen herkes cesur olabilirmiş.

Ormandaki bütün yavru hayvanlar Cesur’un hikâyesini dinleyerek büyümüşler. Ne zaman zor bir işle karşılaşsalar birbirlerine şöyle derlermiş:

“Cesaret, korkunun olmadığı yer değil; iyiliğin korkudan daha güçlü olduğu yerdir.”

Ve Büyük Meşe Ormanı’nda dostluk, yardımlaşma, sabır ve umut hiç eksik olmamış.

Gökten üç elma düşmüş Biri cesur yüreklere, biri iyilik yapanlara, biri de bu masalı dinleyip güzel dersler çıkaran bütün çocuklara…

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz