Altın Yumurtlayan Tavuk

Altın Yumurtlayan Tavuk: Sabır ve kanaatkârlık üzerine eğitici masal.

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, yemyeşil tepelerin arasında, rengârenk çiçeklerle süslü küçük bir köy varmış. Bu köyde Mehmet adında, eşiyle birlikte yaşayan bir çiftçi varmış. Mehmet, sabah erkenden tarlasına gider, akşama kadar çalışır, kazandığı parayla ailesinin ihtiyaçlarını karşılarmış. Ancak ne kadar çok çalışırsa çalışsın, bir türlü istediği kadar zengin olamazmış. Bu yüzden sık sık komşularının güzel evlerine ve dolu ambarlarına bakıp iç geçirirmiş.

Mehmet’in küçük bir bahçesi, birkaç ağacı ve kümeste beslediği tavukları varmış. Tavuklarını çok sever, her sabah onlara yem verir, sularını tazelermiş. Fakat diğer tavuklarından biraz daha farklı olan beyaz tüylü bir tavuğu varmış. Bu tavuğun adı Pamuk’muş. Pamuk, sessiz sakin, sevimli bir tavukmuş. Mehmet onun diğer tavuklardan hiçbir farkı olmadığını düşünürmüş.

Bir sabah Mehmet, kümese girdiğinde samanların arasında parlayan tuhaf bir şey görmüş. Önce bunun güneş ışığında parlayan bir taş olduğunu sanmış. Eğilip dikkatlice baktığında gözlerine inanamamış. Samanların üzerinde ışıl ışıl parlayan, altından yapılmış gibi görünen bir yumurta duruyormuş. Mehmet yumurtayı eline almış, hayretle incelemiş ve heyecanla, “Bu bildiğimiz yumurtalardan değil! Acaba gerçekten altın mı?” diye mırıldanmış.

Hemen köyün kuyumcusuna koşmuş. Kuyumcu yumurtayı dikkatlice tartmış, incelemiş ve sonunda şaşkınlıkla başını sallamış. “Bu yumurta gerçekten saf altından yapılmış!” demiş. Mehmet duyduklarına inanamamış. Sevinçle evine dönmüş ve o günden sonra Pamuk’un her sabah bir altın yumurta bıraktığını fark etmiş. Böylece Mehmet’in hayatında bambaşka bir dönem başlamış.

Her Gün Gelen Küçük Bir Mucize

Mehmet, her sabah kümese koşuyor, Pamuk’un bıraktığı altın yumurtayı alıp kuyumcuya götürüyormuş. Kazandığı parayla önce evinin çatısını onarmış, sonra bahçesine yeni meyve ağaçları dikmiş. Eşiyle birlikte daha rahat bir hayat yaşamaya başlamışlar. Artık kış geldiğinde yakacak odunları, yaz geldiğinde yiyecekleri eksik olmuyormuş.

Başlangıçta Mehmet bu güzel duruma çok sevinmiş. Pamuk’a daha özenli davranıyor, ona en taze yemleri veriyor, su kabını hiç boş bırakmıyormuş. Her altın yumurta geldiğinde eşine, “Bak, bugün de şansımız yaver gitti. Pamuk sayesinde geleceğimiz güvence altında!” diyormuş.

Ancak günler geçtikçe Mehmet’in içindeki sevinç yerini başka bir duyguya bırakmış. Önceleri bir altın yumurtaya çok sevinen çiftçi, artık her gün yalnızca bir tane yumurta almakla yetinmek istemiyormuş. Altın yumurtaları satıp kazandığı parayla daha büyük bir ev yaptırmış, yeni tarlalar satın almış ve pahalı eşyalar almaya başlamış. Fakat ne kadar çok para kazanırsa kazansın, gözü hep daha fazlasındaymış.

Bir akşam Mehmet, altın yumurtaları sayarken derin düşüncelere dalmış. “Pamuk her gün bir tane altın yumurta veriyor. Kim bilir içinde kaç tane altın vardır? Eğer hepsini bir anda alabilseydim, bir daha beklememe gerek kalmazdı. Bir günde zenginlerin en zengini olabilirdim!” diye düşünmüş.

Eşi, Mehmet’in bu düşüncelerini duyunca endişelenmiş. Ona sakince, “Sevgilim, Pamuk bize her gün bir altın yumurta veriyor. Sahip olduğumuz bu güzelliğin kıymetini bilmeliyiz. Bazen sabırla beklemek, aceleyle elde etmeye çalışmaktan çok daha iyidir.” demiş.

Fakat Mehmet eşinin sözlerini dinlememiş. Aklını bir kez açgözlülük kaplamış. Artık her sabah bir yumurta beklemek ona çok uzun geliyormuş. Hemen zengin olma isteği, sahip olduğu güzel hayatın değerini unutturmuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Minik Kaplumbağanın Büyük Hayali

Açgözlülüğün Getirdiği Büyük Hata

Ertesi sabah Mehmet erkenden uyanmış. Kümese giderek Pamuk’u uzun uzun izlemiş. Sonra kendi kendine, “Bugün bu işi bitireceğim. Biraz daha sabretmek yerine bütün altınlara bir anda sahip olacağım!” demiş. Ancak Pamuk’un içinde altın yumurtalar bulunmadığını, onun her gün mucizevi bir şekilde altın yumurta verdiğini hiç düşünmemiş.

Mehmet’in yaptığı büyük hata, sabrını kaybedip sahip olduğu nimetin değerini unutmasıymış. O, bir anda zengin olmak isterken her gün kendisine mutluluk getiren mucizeyi tehlikeye atmış.

Bir süre sonra Pamuk’un artık altın yumurta veremediğini fark etmiş. Mehmet önce beklemiş, sonra endişelenmiş. Günler geçmiş ama kümeste bir daha altın yumurta görünmemiş. Pamuk ise diğer tavuklar gibi normal yumurtalar bırakmaya devam etmiş.

Mehmet büyük bir üzüntüyle eşinin yanına gitmiş. “Ne yaptım ben? Her gün bize mutluluk getiren Pamuk’un değerini bilemedim. Daha fazlasını isterken sahip olduğumuz güzelliği kaybettim.” diyerek başını ellerinin arasına almış.

Eşi yanına oturmuş ve yumuşak bir sesle, “Geçmişi değiştiremeyiz Mehmet. Ama yaptığımız hatalardan ders çıkarabiliriz. Unutma, gerçek zenginlik yalnızca altın ve parayla ölçülmez. Sağlığımız, huzurumuz, sevgimiz ve elimizdeki nimetler de büyük birer hazinedir.” demiş.

Mehmet, eşinin sözleri üzerine uzun uzun düşünmüş. O günden sonra daha dikkatli, sabırlı ve kanaatkâr biri olmaya karar vermiş. Pamuk’a eskisi gibi sevgiyle bakmış, diğer hayvanlarıyla da özenle ilgilenmiş. Artık her gün daha fazlasını istemek yerine elindekilerin kıymetini bilmeye çalışıyormuş.

Gerçek Zenginliğin Sırrı

Aradan aylar geçmiş. Mehmet, altın yumurtalar sayesinde kazandığı parayı akıllıca kullanmayı öğrenmiş. Tarlasını ekip biçmiş, meyve ağaçlarının bakımını yapmış ve ürettiği ürünleri köy pazarında satmaya başlamış. Zamanla çalışkanlığı ve sabrı sayesinde yeniden güzel bir düzen kurmuş.

Köydeki çocuklar Mehmet’in çiftliğine geldiklerinde Pamuk’u görmekten büyük mutluluk duyuyorlarmış. Mehmet de onlara Pamuk’un hikâyesini anlatıyormuş. Bir gün küçük bir çocuk merakla sormuş: “Mehmet Amca, Pamuk’un altın yumurtaları neden artık yok? Bir daha hiç altın yumurta verecek mi?”

Mehmet çocuğun gözlerine bakarak gülümsemiş ve şöyle demiş: “Bazen insanın elindeki en güzel şeyin değerini anlaması için bir hata yapması gerekir. Ben sabırsız davrandım ve daha fazlasını isterken sahip olduğum mucizeyi kaybettim. Şimdi biliyorum ki mutluluk, yalnızca çok şeye sahip olmak değil, sahip olduklarımızla mutlu olmayı bilmektir.”

Çocuklar Mehmet’in sözlerini dikkatle dinlemişler. Pamuk’un başını okşayıp kümesten ayrılmışlar. Mehmet ise akşam güneşi bahçesini altın rengine boyarken huzurla etrafına bakmış. Artık zenginliğin yalnızca altın yumurtalarda olmadığını biliyormuş. Çünkü emek, sevgi, sabır ve paylaşmak da insanın hayatını güzelleştiren en değerli hazinelermiş.

Ve o günden sonra Mehmet, her sabah güne doğarken çiftliğinde çalışmaya devam etmiş. Pamuk da diğer tavuklarla birlikte mutlu bir yaşam sürmüş. Köyde herkes Mehmet’i artık zenginliğiyle değil, öğrendiği güzel dersleri çocuklarla paylaşmasıyla tanımış.

Gökten üç elma düşmüş: Biri bu masalı anlatana, biri dinleyene, biri de elindekilerin kıymetini bilmeyi öğrenen bütün çocuklara.

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz