Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal, pireler berber iken…
Uzak diyarlarda, yemyeşil tepelerin arasında küçük ama neşeli bir köy varmış. Bu köyde herkes birbirini tanır, yardımlaşır ve dürüstlüğe büyük değer verirmiş. İşte bu köyde, annesiyle birlikte kerpiçten yapılmış mütevazı bir evde yaşayan Keloğlan yaşarmış.
Keloğlan’ın saçı yokmuş ama aklı, kalbi ve merakı çokmuş. Herkes onun saf göründüğünü sanırmış ama Keloğlan aslında çok iyi düşünen, doğruyla yanlışı ayırt edebilen bir çocukmuş. En büyük hayali, annesini mutlu etmek ve köyüne faydalı biri olmakmış.
Gizemli Orman ve Yaşlı Derviş
Bir gün annesi Keloğlan’dan ormandan odun toplamasını istemiş. Keloğlan sepetini almış, ıslık çala çala ormanın yolunu tutmuş. Ancak her zamanki patikadan değil, bu kez daha önce hiç girmediği, sessiz ve gizemli bir yoldan ilerlemiş.
Bir süre sonra yosun tutmuş bir kayanın yanında oturan yaşlı bir derviş görmüş. Derviş çok yorgun ve susuz görünüyormuş.
Keloğlan hemen:
“Amca, iyi misin? Sana yardım edebilir miyim?” diye sormuş.
Derviş gülümsemiş:
“Biraz su ve güzel bir söz yeter evladım,” demiş.
Keloğlan matarasında kalan son suyu hiç düşünmeden dervişe vermiş. Üstelik:
“İnsan paylaşınca çoğalır,” diyerek içini ısıtan bir söz de eklemiş.
Sihirli Değnek
Yaşlı derviş ayağa kalkmış, asasını yere vurmuş. Bir anda etraf ışıkla dolmuş! Meğer bu derviş sıradan biri değil, bilge bir büyücüymüş.
“Kalbin temiz, niyetin güzel,” demiş.
“Sana bir emanet vereceğim ama unutma: Bu güç sadece iyilik için kullanılmalı.”
Elindeki asayı uzatmış. Asa, parlak yıldız desenleriyle süslü sihirli bir değnekmiş.
“Bu değnek senin isteklerini gerçekleştirir,” demiş büyücü.
“Ama yalnızca doğru olanı dilersen çalışır.”
Keloğlan şaşkın ama saygılıymış. Teşekkür edip değneği almış.
Değneğin Sınavı
Köye dönerken Keloğlan düşünmüş:
“Acaba zengin olsam mı? Kocaman bir ev istesem mi?”
Değneği kaldırıp:
“Beni çok zengin yap!” demiş.
Ama hiçbir şey olmamış.
Sonra:
“Annem yorulmasın diye evimiz daha sıcak olsun,” demiş.
Bir anda değnek parlamış ve evleri daha sağlam, daha sıcak bir hale gelmiş. Keloğlan o an anlamış ki değnek bencil dileklere değil, iyi niyetli isteklere cevap veriyormuş.
Köyü Kurtaran Keloğlan
Bir süre sonra köyde büyük bir sorun çıkmış. Yağmur yağmamış, tarlalar kurumuş, insanlar üzülmüş. Köyün ileri gelenleri ne yapacaklarını bilemezken Keloğlan öne çıkmış.
“Belki ben yardımcı olabilirim,” demiş.
Değneğini gökyüzüne kaldırıp:
“Topraklarımız bereket bulsun, kimse aç kalmasın,” demiş.
Bulutlar toplanmış, yumuşak bir yağmur başlamış. Tarlalar yeşermiş, köy sevinçle dolmuş.
Ama Keloğlan kendini üstün görmemiş. Değneği saklamış ve:
“Asıl güç, birlikte çalışmakta,” demiş.
Gerçek Sihir
Günler geçtikçe Keloğlan şunu fark etmiş: Değneği kullanmasa bile, insanlara yardım ettiğinde, doğruyu söylediğinde, çalışkan olduğunda her şey yoluna giriyormuş.
Bir gün değnek sessizce yok olmuş. Ama Keloğlan üzülmemiş.
Çünkü anlamış ki:
Gerçek sihir; dürüstlükte, paylaşmakta, iyilikte ve akıldaymış.
Keloğlan büyümüş, köyüne faydalı, herkesin sevdiği bilge bir genç olmuş. Annesi onunla gurur duymuş, köy halkı onu örnek almış.
Ve masal da burada mutlu bir sonla bitmiş
