Bir varmış bir yokmuş…
Uzak mı uzak, yemyeşil ağaçlarla dolu bir ormanda Pufi adında minik bir kirpi yaşarmış. Pufi çok sevimliymiş ama küçük bir kusuru varmış:
Hiçbir şeyini paylaşmayı sevmezmiş.
Bulduğu elmaları saklar, mantarlarını gizler, hatta en güzel yaprakları bile kimseyle paylaşmazmış.
“Benim olsun, bana yeter,” dermiş hep.
Bir gün ormanda sert bir kış başlamış. Kar her yeri kaplamış, yiyecek bulmak zorlaşmış. Tavşan Lili aç kalmış, Sincap Mimo ise topladığı cevizleri düşürüp kaybetmiş.
Hepsi Pufi’ye gelmiş:
“Biraz yiyecek paylaşır mısın?” diye sormuşlar.
Pufi başını sallamış:
“Hayır! Ya bana yetmezse?”
Günler geçmiş…
Bir sabah Pufi uyanmış ama mağarasının önü karla kapanmış. Ne çıkabiliyor ne de yiyeceğine ulaşabiliyormuş. Çok korkmuş.
Tam o sırada dışarıdan sesler gelmiş:
“Dayan Pufi! Geliyoruz!”
Tavşan Lili, Sincap Mimo ve diğer hayvanlar hep birlikte karı temizlemişler. Pufi’yi kurtarmışlar. Üstelik yanlarında sıcacık yiyecekler de getirmişler.
Pufi çok şaşırmış:
“Ama ben size hiç yardım etmemiştim…” demiş.
Lili gülümsemiş:
“Paylaşmak ve yardımlaşmak karşılık beklemeden yapılır.”
O günden sonra Pufi değişmiş.
Elmalarını paylaşmış, hasta olanlara yardım etmiş, yiyecek toplayamayanlara destek olmuş.
Ve şunu öğrenmiş:
Paylaştıkça hiçbir şey azalmaz, aksine dostluk çoğalır.
Masal da burada mutlu mutlu bitmiş.

