Zamanı Tutan Derviş

Bilge bir dervişten zamanın değerini öğreten unutulmaz bir masal.

Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin ardında, gökyüzüne uzanan yaşlı çınarların arasında kurulmuş huzurlu bir köy vardı. Bu köyde yaşayan herkes çalışkan, yardımsever ve güler yüzlüydü. Fakat köy halkının ortak bir sorunu vardı: Kimse zamanını doğru kullanamıyordu.

Çiftçiler tarlaya geç gidiyor, öğrenciler derslerini son ana bırakıyor, fırıncı ekmeğini bazen geç çıkarıyor, çocuklar ise oyun oynarken ödevlerini unutuyordu. Günler hızla geçiyor ama yapılacak işler bir türlü bitmiyordu.

Köyün hemen dışında, küçük taşlardan yapılmış eski bir kulübede yaşayan bilge bir derviş vardı. Uzun beyaz sakalı, sıcak gülümsemesi ve her zaman elinde taşıdığı eski bir kum saatiyle tanınırdı. Köylüler ona “Zamanı Tutan Derviş” derdi.

Bir gün meraklı bir çocuk olan Emir, dervişi ziyaret etmeye karar verdi.

“Bilge Derviş,” dedi, “Herkes sizin zamanı durdurabildiğinizi söylüyor. Bu doğru mu?”

Derviş hafifçe gülümsedi.

“Hayır evlat,” dedi. “Ben zamanı durduramam. Ama zamanı doğru kullanan insanlara, sanki zaman yavaş akıyormuş gibi gelir.”

Emir şaşkınlıkla kum saatine baktı.

“Peki bunun sırrı nedir?”

Derviş kum saatini ters çevirdi.

“Şu kum tanelerini görüyor musun?”

“Evet.”

“Hiçbiri acele etmez. Hiçbiri diğerini geçmeye çalışmaz. Ama sonunda hepsi görevini tamamlar.”

Emir bu sözleri düşündü.

Ertesi sabah derviş onu yeniden çağırdı.

“Bugün sana üç anahtar vereceğim.”

“Cebime mi koyacağım?”

Derviş gülerek başını salladı.

“Hayır. Kalbine.”

Birinci anahtarın adı Planlamaktı.

“Sabah kalkınca önce yapacaklarını düşün. Ne zaman oyun oynayacağını, ne zaman ders çalışacağını bil.”

İkinci anahtarın adı Sabırdı.

“Bir işi yarım bırakıp başka işe koşarsan hiçbirini bitiremezsin.”

Üçüncü anahtarın adı ise Dinlenmekti.

“Dinlenmeyen beden de, düşünmeyen zihin de zamanı verimli kullanamaz.”

Emir bu üç öğüdü uygulamaya başladı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Jerry’nin Saklambaç Macerası

Her sabah küçük bir deftere yapılacaklarını yazıyor, önce ödevlerini bitiriyor, sonra arkadaşlarıyla gönül rahatlığıyla oyun oynuyordu. Akşam olunca ailesine yardım ediyor, kitap okuyor ve zamanında uyuyordu.

Birkaç hafta sonra büyük bir değişim yaşandı.

Emir hiçbir işe geç kalmıyordu.

Öğretmeni onun dikkatini ve düzenini fark etti.

Arkadaşları da onun yöntemini merak etmeye başladı.

Bir gün bütün çocuklar dervişin kulübesine geldi.

“Biz de zamanı tutmak istiyoruz.”

Derviş yine gülümsedi.

“Zaman kimsenin elinde durmaz. Ama doğru plan yapan, sabırlı çalışan ve dinlenmesini bilen kişi, zamanın dostu olur.”

Çocuklar köye dönerek öğrendiklerini aileleriyle paylaştılar.

Artık çiftçiler güneş doğmadan hazırlık yapıyor, öğrenciler ödevlerini zamanında bitiriyor, fırıncı ekmeklerini tam saatinde çıkarıyor, çocuklar hem oyun oynuyor hem de sorumluluklarını yerine getiriyordu.

Köy kısa sürede çevredeki en düzenli ve en mutlu köy olarak anılmaya başladı.

Yıllar sonra Emir büyüdüğünde, dervişin kulübesini ziyaret etti. Kulübe hâlâ yerindeydi ama derviş ortalarda yoktu. Masanın üzerinde yalnızca eski kum saati ve küçük bir not duruyordu.

“Zamanı tutan eller değildir. Onu değerli kılan, doğru kullanılan anlardır.”

Emir kum saatini eline aldı. Artık biliyordu ki gerçek sihir, zamanı durdurmak değil; her dakikayı iyilik, öğrenme ve sevgiyle değerlendirmekti.

O günden sonra bu bilgelik nesilden nesile anlatıldı. Her çocuk, zamanın en değerli hazine olduğunu öğrendi. Çünkü geçen zaman geri gelmez; ama güzel değerlendirilen her an, insanın kalbinde sonsuza kadar yaşar.

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz