Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıKeloğlan ve Rüzgarların Şarkısı

Keloğlan ve Rüzgarların Şarkısı

Keloğlan ile rüzgârların gizemli şarkısını keşfetmeye hazır olun!

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, yemyeşil dağların arasında kurulmuş, rüzgârın hiç susmadan şarkılar söylediği küçük bir köy varmış. Bu köyde herkes rüzgârın sesini severmiş ama kimse onun ne anlattığını anlayamazmış.

Köyün en meraklı çocuğu ise Keloğlan’mış.

Keloğlan’ın en büyük özelliği güçlü olması değil, akıllı olması da değilmiş. Onu farklı yapan şey, her şeyi dikkatle dinlemesiymiş. İnsanlar konuşurken, kuşlar ötüşürken, dereler çağlarken hatta yapraklar hışırdarken bile onların anlatmak istediğini anlamaya çalışırmış.

Bir sabah erkenden uyanmış. Penceresini açınca hafif bir rüzgâr kulağına fısıldamış.

“Şarkımız eksiliyor…”

Keloğlan şaşkınlıkla etrafına bakmış.

“Kim konuşuyor?”

İncecik bir esinti saçlarının üzerinden geçmiş.

“Biz… Rüzgârlarız.”

Keloğlan gülümsemiş.

“Demek gerçekten konuşuyormuşsunuz.”

Rüzgâr cevap vermiş:

“Eskiden çocuklar doğayı dinlerdi. Şimdi herkes çok acele ediyor. Kimse kuşları, ağaçları ve dereleri dinlemiyor. Bizim şarkımız her gün biraz daha eksiliyor.”

Keloğlan bunu duyunca üzülmüş.

“Peki size nasıl yardım edebilirim?”

Rüzgâr, uzaklardaki Mavi Tepe’yi göstermiş.

“Orada dört melodi taşı var. Onları yeniden uyandırabilirsen şarkımız geri dönecek.”

Keloğlan küçük heybesini almış ve yola koyulmuş.

Birinci Melodi Taşı Sabır

İlk taşın yanında yaşlı bir kaplumbağa bekliyormuş.

“Taşı almak isteyen önce benimle yarışacak.” demiş.

Keloğlan gülmüş.

“Seninle yarışsam hemen kazanırım.”

Kaplumbağa başını sallamış.

“Koşarak değil… Bekleyerek.”

Keloğlan şaşırmış.

Birlikte saatlerce oturmuşlar. Sessizlik içinde beklerken çiçeklerin açtığını, karıncaların çalıştığını, bulutların şekil değiştirdiğini fark etmiş.

Kaplumbağa gülümsemiş.

“Sabreden kişi, göremediklerini görür.”

Taş parlamaya başlamış.

İkinci Melodi Taşı Yardımlaşma

Yoluna devam ederken küçük serçelerin yuvalarının fırtınada dağıldığını görmüş.

Aslında acele ederse taşı daha çabuk bulabileceğini biliyormuş.

Ama durup dalları toplamış.

Kuru otlar taşımış.

Kuşlarla birlikte yeni yuvalar yapmış.

Tam iş bitince ikinci taş gökten süzülerek avuçlarına düşmüş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Konuşan Kuş ve Sessiz Orman

Rüzgârın sesi duyulmuş.

“Başkalarına yardım eden, doğanın en güzel şarkısını duyar.”

Üçüncü Melodi Taşı Doğruluk

Ormanda altın gibi parlayan bir sandık bulmuş.

Sandığın yanında yaşlı bir oduncu telaşla dolaşıyormuş.

“Evladım, sandığımı gördün mü?”

Keloğlan hiç düşünmeden göstermiş.

“İşte burada.”

Oduncu gülümseyerek:

“İçindeki altınların yarısı senin olabilir.”

Keloğlan başını sallamış.

“Ben sadece doğru olanı yaptım.”

Tam o anda üçüncü taş ışık saçmaya başlamış.

Dördüncü Melodi Taşı Doğayı Sevmek

Son taş kurumuş bir ağacın dibindeymiş.

Ağaç susuz kalmış.

Keloğlan taşı almak yerine dereye gidip defalarca su taşımış.

Toprağı yumuşatmış.

Kırılmış dalları temizlemiş.

Bir süre sonra ağacın dallarında minicik yeşil yapraklar belirmiş.

İşte o anda son taş gökyüzüne yükselmiş.

Dört taş birlikte altın renkli bir ezgi söylemeye başlamış.

Rüzgarların Şarkısı

Bir anda bütün vadide hafif bir melodi duyulmuş.

Ağaçlar aynı ritimde sallanıyor…

Çiçekler dans ediyor…

Kuşlar neşeyle ötüyor…

Dereler bile şarkıya eşlik ediyormuş.

Rüzgâr, Keloğlan’ın etrafında dönerek şöyle demiş:

“Şarkımızı sen kurtarmadın.”

Keloğlan şaşırmış.

“Ama taşları ben topladım.”

Rüzgâr gülmüş.

“Hayır. Sen sabrettin, yardım ettin, doğru davrandın ve doğayı korudun. Şarkımızı işte bunlar geri getirdi.”

Keloğlan o günden sonra köydeki bütün çocukları ormana götürmeye başlamış.

Onlara kuşların sesini dinlemeyi…

Ağaçlara zarar vermemeyi…

Yerlere çöp atmamayı…

İnsanlara yardım etmeyi öğretmiş.

Zamanla köyün çocukları da rüzgârın şarkısını duymaya başlamış.

Çünkü doğayı seven, sabırlı olan ve iyilik yapan herkes, rüzgârın gizli melodisini işitebilirmiş.

Ve derler ki…

Bugün sessiz bir ormanda yürürken hafifçe esen rüzgâr size şarkı söylüyorsa, bilin ki Keloğlan’ın öğrettiği iyilikler hâlâ yaşamaya devam ediyormuş.

Gökten üç rüzgâr esmiş; biri sabrı, biri sevgiyi, biri de iyiliği bütün çocukların kalbine bırakmış. Masal da burada mutlu sonuyla bitmiş.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz