Bir zamanlar, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, kuşların her sabah neşeyle şarkılar söylediği Büyülü Orman’da Mino adında minik bir ateş böceği yaşarmış. Mino’nun küçücük kanatları ve pırıl pırıl ışığı varmış. Ama kendisi, ışığının diğer ateş böceklerinden daha sönük olduğunu düşündüğü için hep üzülürmüş.
Her akşam bütün ateş böcekleri gökyüzünü yıldızlar gibi süslerken Mino en arkada uçar, kimsenin onu fark etmemesini istermiş.
Bir gece yaşlı bilge baykuş, Mino’nun sessizce bir dalın üzerinde oturduğunu görmüş.
“Bugün neden mutlu değilsin, küçük dostum?” diye sormuş.
Mino içini çekmiş.
“Benim ışığım çok küçük. Kimseye faydam yok.”
Bilge baykuş gülümsemiş.
“Gerçek ışık, ne kadar parlak olduğunda değil, kimin yolunu aydınlattığında gizlidir.”
Mino bu sözleri uzun uzun düşünmüş.
Tam o sırada, annesini arayan minik bir kirpi karanlıkta yolunu kaybetmiş. Korkudan titreyerek etrafına bakıyormuş.
Mino cesaretini toplamış. Küçücük ışığını yakmış ve kirpinin önünde yavaşça uçmaya başlamış.
“Benim peşimden gel,” demiş.
Küçük kirpi dikkatle onu takip etmiş. Birkaç dakika sonra annesine kavuşunca sevinçten zıplamaya başlamış.
“Teşekkür ederim, Mino! Sen olmasaydın eve dönemeyecektim.”
O anda Mino fark etmiş ki küçücük ışığı bile birinin hayatını aydınlatmaya yetiyormuş.
Ertesi sabah ormandaki bütün hayvanlar Mino’yu alkışlamış. Ama Mino artık alkışlar için değil, iyilik yapmanın verdiği mutluluk için gülümsüyormuş.
O günden sonra Büyülü Orman’da herkes şunu hatırlamış:
İyilik, en küçük kalpte bile en büyük ışığı yakar.
Ve derler ki, geceleri ormanda parlayan en güzel ışık, kendini başkalarına yardım etmeye adamış minik ateş böceği Mino’nun ışığıymış.
Masal da burada tatlı bir gülümsemeyle sona ermiş.
Masalın Verdiği Ders
Her insanın kendine özgü bir değeri vardır. Küçük gibi görünen bir iyilik bile başkasının hayatını değiştirebilir. Kendine inanmak, yardımsever olmak ve iyi kalpli davranmak bizi gerçek anlamda parlatır.
İyi geceler, tatlı rüyalar…
