Bir varmış, bir yokmuş…
Gökyüzünün altında,
çiçeklerin arasında,
küçücük bir ev varmış.
Bu evde minicik bir bebek yaşarmış.
Adı Mavişmiş.
Maviş akşam olunca
penceresinin yanına otururmuş.
Gökyüzü pembe olmuş.
Sonra turuncu…
Sonra mor…
Güneş yavaşça gözlerini kapatmış.
Maviş de esnemiş.
— Hııııı…
Uykum geldi, demiş.
Tam o sırada…
Fuuuu… fuuuu…
Pencereden yumuşacık bir rüzgâr gelmiş.
Rüzgâr, perdeyi hafifçe sallamış.
Salla… salla…
Salla… salla…
Maviş gülümsemiş.
— Merhaba Rüzgâr.
Rüzgâr cevap vermiş:
Fuuuu…
İyi geceler, Maviş…
Rüzgâr önce ağacın yanına gitmiş.
Yapraklara dokunmuş.
Hışır… hışır…
Hışır… hışır…
— Uyu küçük yaprak, demiş Rüzgâr.
Uyu… uyu…
Sonra küçük bir çiçeğin yanına gitmiş.
Çiçek başını eğmiş.
— İyi geceler, Rüzgâr…
Rüzgâr çiçeği hafifçe sallamış.
Salla… salla…
Uyu güzel çiçek…
Sonra Rüzgâr, gökyüzüne çıkmış.
Ay oradaymış.
Ay, bembeyaz ışığıyla gülümsüyormuş.
— Merhaba Rüzgâr, demiş Ay.
— Merhaba Ay.
— Maviş uyuyacak mı?
Rüzgâr gülümsemiş.
— Evet. Ona küçük bir ninni söyleyeceğim.
Rüzgâr geri dönmüş.
Maviş yatağına uzanmış.
Annesi battaniyesini üzerine örtmüş.
Battaniye yumuşacıkmış.
Maviş gözlerini kapatmış.
Rüzgâr pencerenin önünde durmuş.
Ve başlamış söylemeye:
Fuuuu… fuuuu…
Uyu minik kuş…
Fuuuu… fuuuu…
Uyu tatlı düş…
Yapraklar uyur…
Çiçekler uyur…
Ay ışığı seni korur…
Maviş derin bir nefes almış.
Bir kez…
İki kez…
Üç kez…
Rüzgâr hafifçe esmiş.
Fuuuu… fuuuu…
Perde sallanmış.
Salla… salla…
Yapraklar fısıldamış:
Hışır… hışır…
Ay gülümsemiş.
Yıldızlar parlamış.
Maviş’in gözleri ağırlaşmış.
Çok ağırlaşmış…
Ve Maviş uykuya dalmış.
Rüzgâr da usulca fısıldamış:
— İyi geceler, Maviş.
Fuuuu… fuuuu…
— İyi geceler, küçük yaprak.
Hışır… hışır…
— İyi geceler, güzel çiçek.
Salla… salla…
— İyi geceler, Ay.
Ve bütün gece boyunca…
Rüzgâr ninni söylemiş.
Fuuuu… fuuuu…
Uyu minik kuş…
Fuuuu… fuuuu…
Tatlı rüyalar…
Gökyüzü sessizmiş.
Ev sıcacıkmış.
Maviş güvendeymiş.
Ve herkes uyuyormuş.
İyi geceler…
Tatlı uykular…
Güzel rüyalar…
