Gökyüzünde, bembeyaz bulutların arasında Pamuk adında küçük bir bulut yaşarmış.
Pamuk çok yumuşakmış.
Öyle yumuşakmış ki…
Pof pof!
Rüzgâr ona dokunduğunda:
“Pof pof…”
Pamuk gözlerini kırpıştırırmış.
“Uyku mu geldi acaba?” diye düşünürmüş.
Akşam olmuş.
Güneş yavaşça gökyüzünden çekilmiş.
Gökyüzü önce sarıya,
sonra pembeye,
sonra da masmavi bir geceye dönüşmüş.
Minik yıldızlar birer birer ışıldamaya başlamış.
Pırıl pırıl…
Pamuk bir yıldızın yanına yaklaşmış.
“İyi geceler, küçük yıldız.”
Yıldız göz kırpmış:
“Pırıltılı iyi geceler, Pamuk.”
Pamuk biraz daha ilerlemiş.
Ay onu görmüş.
“Merhaba Pamuk,” demiş Ay.
“Uykuya hazır mısın?”
Pamuk esnemiş:
“Esneee… esneee…”
Sonra minicik bir esneme daha yapmış.
“Eveet…”
Rüzgâr hafifçe esmiş.
Fuuuu…
Pamuk sallanmış.
Sağa…
Sola…
Sağa…
Sola…
Rüzgâr fısıldamış:
“Uyu Pamuk…
Uyu küçük bulut…”
Pamuk gözlerini yavaşça kapatmış.
Ama önce aşağıya bakmış.
Aşağıda evlerin ışıkları birer birer sönüyormuş.
Minik bebekler yataklarında uykuya dalıyormuş.
Bir bebek:
“İyi geceler…”
demiş.
Bir başka bebek battaniyesine sarılmış.
Pamuk gülümsemiş.
“İyi geceler minik bebekler…”
☁️
Pamuk kendisine yumuşacık bir yer bulmuş.
Başının altına küçük bir yıldız koymuş.
Üzerine Ay’ın gümüş ışığını örtmüş.
Rüzgâr da ona ninni söylemiş:
Fuuuu… fuuuu…
Pamuk’un gözleri ağırlaşmış.
Bir…
İki…
Üç…
Ve…
Pof!
Pamuk uyumuş.
Gökyüzünde huzurla süzülürken küçücük bir rüya görmüş.
Rüyasında yıldızlarla dans etmiş.
Pır pır…
Ay’la gülümsemiş.
Hımm…
Ve yumuşacık bulutların üzerinde dinlenmiş.
Sabaha kadar hiç acele etmemiş.
Çünkü Pamuk biliyormuş:
Uyku, bedenin ve kalbin dinlenme zamanıdır.
O gece gökyüzünde herkes huzurla uyumuş.
Minik bebekler…
Küçük yıldızlar…
Ay…
Ve Uykucu Bulut Pamuk.
İyi geceler Pamuk.
İyi geceler küçük yıldız.
İyi geceler minik bebek.
Tatlı rüyalar…
☁️🌙💤
