Minik Aslan

Minik Aslan, özgüven ve cesaretle küçük bedenine büyük işler sığdırır.

Bir zamanlar, yemyeşil ağaçların ve rengârenk çiçeklerin çevrelediği Güneşli Orman adında güzel bir orman varmış. Bu ormanda birbirinden sevimli hayvanlar yaşarmış.

Ormanın en küçük sakini ise Mino adında minik bir aslanmış.

Mino’nun yelesi diğer aslanlarınki kadar gür değilmiş. Pençeleri de henüz yeterince güçlü değilmiş. Bu yüzden Mino, zaman zaman kendisini diğer hayvanlardan daha küçük ve güçsüz hissedermiş.

Bir sabah, ormanın büyük kayalığının üzerinde duran yaşlı aslan Kral Aras, bütün hayvanları yanına çağırmış.

— Ormandaki su kaynağımızın yolu büyük taşlarla kapanmış, demiş. Suyun yeniden akması için taşları kaldırmamız gerekiyor.

Güçlü filler hortumlarıyla taşları itmiş. Maymunlar dalların arasından ipler getirmiş. Geyikler de çevredeki küçük taşları taşımış.

Mino da yardım etmek istemiş.

Kayaların yanına gidip bütün gücüyle büyük bir taşı itmeye çalışmış.

İtmiş…

İtmiş…

Ama taş yerinden bile kıpırdamamış.

Mino’nun kulakları düşmüş.

— Ben çok küçüğüm, diye mırıldanmış. Hiçbir işe yaramıyorum.

Tam o sırada çalılıkların arasından ince bir ses duyulmuş.

— Yardım edin!

Mino hemen sese doğru koşmuş.

Küçük tavşan Pofuduk, dikenli çalıların arasında sıkışıp kalmış.

— Korkma! Seni çıkaracağım, demiş Mino.

Mino büyük pençeleriyle çalıları çekmeye çalışmış. Fakat dikenler canını acıtmış.

Bir an durmuş ve düşünmüş.

“Her şeyi güç kullanarak yapmak zorunda değilim.”

Etrafına dikkatlice bakmış. Yerde uzun ve sağlam bir dal görmüş. Dalı çalıların altına yerleştirip yavaşça kaldırmış.

Çalı biraz yükselmiş.

— Biraz daha! diye seslenmiş Pofuduk.

Mino bütün gücüyle dala bastırmış.

Çalı yükselmiş ve Pofuduk hızla dışarı çıkmış.

— Başardın! diye sevinçle bağırmış tavşan.

Mino şaşkınlıkla ona bakmış.

— Ama ben taşı bile kaldıramadım.

Pofuduk gülümsemiş.

— Belki de senin gücün başka yerde.

İki arkadaş birlikte su kaynağına doğru ilerlemiş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Keloğlan ve Peri Kızı

Oraya vardıklarında hayvanların hâlâ taşlarla uğraştığını görmüşler. Mino biraz uzaktan kayaları incelemeye başlamış.

Birden fark etmiş ki büyük taşların arasından ince bir su sızıntısı geliyormuş.

— Bekleyin! diye bağırmış.

Herkes Mino’ya dönmüş.

— Suyu tamamen kapatan taş şu değil. Şu küçük taş!

Mino, suyun akışını dikkatlice takip etmiş. Gerçekten de küçük bir taş, büyük kayaların arasına sıkışmış ve suyun yolunu tıkamış.

Filler büyük taşları biraz kenara çekince Mino küçük taşı kolayca yerinden çıkarmış.

Şırıl şırıl su yeniden akmaya başlamış.

Hayvanlar sevinçle alkışlamış.

Yaşlı Kral Aras, Mino’nun yanına gelip gülümsemiş.

— Bugün önemli bir şey öğrendin, küçük aslan.

Mino merakla sormuş:

— Neymiş?

Güçlü olmak, her zaman en ağır taşı kaldırmak değildir. Bazen dikkatlice düşünmek, sabretmek ve doğru yolu bulmaktır.

Mino’nun yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş.

O günden sonra Mino artık kendisini küçük olduğu için üzmez olmuş.

Çünkü anlamış ki herkesin farklı bir gücü varmış.

Filin gücü kuvvetiymiş.

Maymunun gücü çevikliğiymiş.

Baykuşun gücü bilgeliğiymiş.

Mino’nun gücü ise dikkat etmek, düşünmek ve yardım etmekmiş.

Akşam olduğunda Güneşli Orman’ın üzerinde turuncu bir gün batımı başlamış.

Mino, suyun kenarında oturup akan suyu izlemiş.

Pofuduk yanına gelmiş.

— Artık kendini küçük hissediyor musun?

Mino gülümsemiş.

— Evet, hâlâ küçüğüm. Ama artık bunun kötü bir şey olmadığını biliyorum.

Sonra ikisi birlikte kahkahalar atarak ormanın patikalarında yürümüşler.

Ve o günden sonra Güneşli Orman’da herkes Mino’yu yalnızca minik bir aslan olarak değil, küçük bedeniyle büyük işler başarabilen cesur bir dost olarak tanımış.

Masal da burada bitmiş. Gökten üç elma düşmüş: Biri Mino’ya, biri Pofuduk’a, biri de kendine güvenmeyi öğrenen bütün çocuklara.

Önceki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz