Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıAltın Yaprak Efsanesi Masalı

Altın Yaprak Efsanesi Masalı

Arda'nın iyilikle keşfettiği Altın Yaprak'ın büyülü ve eğitici masalıdır.

Bir zamanlar, gökyüzüne uzanan yemyeşil dağların arasında saklı olan Işıkgöl Ormanı vardı. Bu ormanda yaşayan her ağaç, her kuş ve her çiçek doğayı koruyan görünmez bir dost gibiydi. Fakat ormanın en büyük sırrını yalnızca yaşlı baykuş Bilgekan biliyordu.

Ormanın tam ortasında, gövdesi gümüş gibi parlayan dev bir çınar ağacı yükselirdi. Bu ağacın en tepesinde yılda yalnızca bir kez, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte altından yapılmış gibi parlayan tek bir yaprak açardı. Herkes ona Altın Yaprak derdi.

Efsaneye göre bu yaprak, altından değil; iyilik, dürüstlük ve paylaşmanın ışığından oluşurdu. Onu yalnızca temiz kalpli biri görebilirdi.

Meraklı Çocuk Arda

Ormanın yakınındaki küçük köyde yaşayan Arda, doğayı çok seven, hayvanlara yardım eden meraklı bir çocuktu. Bir gün büyükannesine:

— Gerçekten Altın Yaprak diye bir şey var mı? diye sordu.

Büyükannesi gülümsedi.

— Vardır evladım. Ama onu arayanların çoğu altın için gider. Oysa Altın Yaprak, yalnızca kalbi altından değerli olanlara görünür.

Bu söz Arda’nın aklından hiç çıkmadı.

Zorlu Yolculuk

Ertesi sabah küçük sırt çantasını hazırladı. Yanına biraz ekmek, su ve büyükannesinin ördüğü kırmızı atkısını aldı.

Ormana girer girmez ince bir ses duydu.

— Yardım eder misin?

Sesin geldiği yerde kanadı dala sıkışmış minik bir serçe vardı.

Arda hiç düşünmeden serçeyi kurtardı.

Biraz ilerleyince susuz kalmış minik bir kirpi gördü. Suyunun yarısını onunla paylaştı.

Daha sonra yaşlı bir kaplumbağa ağır ağır yürüyordu. Yoluna düşen büyük taşı kaldırarak ona geçit açtı.

Arda, Altın Yaprak’ı bulmayı neredeyse unutmuştu. Çünkü yol boyunca yardım edebileceği herkese yardım ediyor, karşılık beklemiyordu.

Aç gözlü Avcı

Tam o sırada ormana zengin olma hayaliyle gelen bir avcı vardı.

Elinde büyük bir çuval taşıyor, sürekli bağırıyordu.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Ağustos Böceği ile Karınca

— Altın Yaprak benim olacak! Onu satıp dünyanın en zengini olacağım!

Ağaçların dallarını kırıyor, çiçekleri eziyor, hayvanları korkutuyordu.

Ne kadar aradıysa da hiçbir yerde Altın Yaprak’ı göremedi.

Çünkü kötü niyet, gözleri kör etmişti.

Bilge Çınarın Sırrı

Güneş batmaya yaklaşırken Arda yorulup büyük çınarın gölgesine oturdu.

Tam o anda yaşlı baykuş Bilgekan sessizce yanına kondu.

— Sen Altın Yaprak’ı arıyorsun, değil mi?

Arda başını salladı.

— Ama bulamadım.

Baykuş gülümsedi.

— Sen onu çoktan buldun.

Arda şaşkınlıkla etrafına baktı.

O anda çınarın dalları ışıkla parlamaya başladı.

En tepede duran tek yaprak, güneş gibi altın renkli oldu.

Yaprak yavaşça süzüldü ve Arda’nın avuçlarına kondu.

Fakat ilginç bir şey oldu.

Yaprak gerçek altın değildi.

Dokunduğu anda sıcak bir ışığa dönüştü ve gökyüzüne doğru yükseldi.

Ormanın bütün ağaçları daha da yeşillendi, çiçekler açtı, kuşlar neşeyle şarkılar söylemeye başladı.

Gerçek Hazine

Bilgekan konuştu:

— Altın Yaprak hiçbir zaman satılacak bir hazine olmadı.

— O, iyilik yapan insanların kalbinde doğan umudun simgesidir.

— Sen yol boyunca yardım etmeyi seçtin. İşte bu yüzden onu görebildin.

Arda gülümsedi.

O gün anladı ki dünyanın en büyük zenginliği; iyi kalpli olmak, paylaşmak ve doğayı korumaktı.

Köyüne döndüğünde yaşadıklarını herkese anlattı.

Çocuklar ağaç dikmeye başladı.

Büyükler ormanı temiz tuttu.

Kimse dalları kırmadı, çöplerini yere atmadı.

Derler ki…

Bir insan karşılık beklemeden iyilik yaptığında, Işıkgöl Ormanı’nın en yüksek çınarında Altın Yaprak yeniden parıldarmış.

Ve onu yalnızca sevgi dolu kalpler görebilirmiş.

İyilik yapan insanlar en büyük hazineye sahip olur.

Doğayı korumak hepimizin sorumluluğudur.

Paylaşmak mutluluğu çoğaltır.

Açgözlülük insanın en büyük engellerinden biridir.

Gerçek zenginlik altın değil, güzel bir kalptir.

Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz