Ana SayfaYaşa Göre5-6 Yaş MasallarıEmpati Yapan Sevimli Ejderha

Empati Yapan Sevimli Ejderha

Sevimli ejderha Lumi ile empatiyi ve dostluğu keşfet!

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak dağların ardında, bulutların pembe renge büründüğü, çiçeklerin rüzgârla şarkı söylediği masalsı bir vadide Pırıltı Vadisi adında büyülü bir yer varmış. Bu vadide birbirinden sevimli hayvanlar, konuşan ağaçlar ve geceleri gökyüzünü aydınlatan minik ateş böcekleri yaşarmış. Vadinin en yüksek tepesindeki kristal mağarada ise Lumi adında küçük, sevimli bir ejderha yaşarmış. Lumi’nin yeşil pulları ay ışığında parıldar, minicik kanatları uçarken kelebekler gibi çırpınırmış. Fakat Lumi’yi diğer ejderhalardan farklı yapan bir özelliği varmış: O, başkalarının ne hissettiğini anlamaya çalışırmış.

Lumi’nin en sevdiği şey, arkadaşlarıyla oyun oynamakmış. Ancak bazen arkadaşları onun kadar neşeli olmazmış. Lumi bunu fark ettiğinde hemen, “Sen neden gülmüyorsun?” diye sormak yerine onların yüzlerine, seslerine ve davranışlarına dikkat edermiş. Çünkü annesi ona küçükken şöyle demiş: “Birinin kalbini anlamak için yalnızca kulaklarınla değil, kalbinle de dinlemelisin.” Lumi bu sözün ne kadar önemli olduğunu henüz tam olarak bilmiyormuş ama zamanla empati kurmanın, yani kendini başkasının yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışmanın büyük bir iyilik olduğunu öğrenecekmiş.

Bir sabah Lumi, vadinin çiçeklerle süslü meydanına indiğinde arkadaşlarını oyun oynarken görmüş. Tavşan Pofuduk, sincap Fındık ve küçük kirpi Mino, renkli taşlarla bir kule yapıyorlarmış. Lumi heyecanla yanlarına gidip, “Ben de sizinle oynayabilir miyim?” diye sormuş. Pofuduk sevinçle başını sallamış, Fındık da ona parlak mavi bir taş uzatmış. Ancak Mino sessizce kenarda oturuyormuş. Normalde oyun sırasında en çok konuşan Mino’nun bugün hiç sesi çıkmıyormuş.

Lumi, Mino’nun yanına oturup yumuşak bir sesle, “Bugün biraz sessiz görünüyorsun. İstersen bana anlatabilirsin, seni dinlerim.” demiş. Mino önce yere bakmış, sonra küçük gözlerinden bir damla yaş süzülmüş. “Dün yaptığım resim kayboldu,” diye fısıldamış. “Onu günlerce uğraşarak yapmıştım. Herkes bunun sadece bir resim olduğunu söylüyor ama benim için çok önemliydi.” Lumi hemen resmin ne kadar güzel olduğunu anlatmaya başlamamış. Bunun yerine Mino’nun yanında kalıp, “Senin için çok değerliymiş. Kaybolması seni üzmüş olmalı,” demiş. Mino başını sallamış ve kendisini ilk kez gerçekten anlaşılmış hissetmiş.

Lumi o gün önemli bir şey fark etmiş: Empati, bir başkasının yaşadığı duyguyu küçümsemeden anlamaya çalışmakmış. Bir şey bize küçük veya önemsiz görünebilir ama aynı şey başka biri için çok büyük bir anlam taşıyabilirmiş. Bu yüzden Lumi, Mino’nun üzüntüsünü hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onun duygularına saygı göstermiş. Bir süre sonra Pofuduk ve Fındık da yanlarına gelmiş. Hep birlikte kaybolan resmi aramaya karar vermişler.

Arkadaşlar vadinin dört bir yanını aramış. Çiçeklerin arasına, büyük meşe ağacının altına ve küçük derenin kenarına bakmışlar. Tam umutsuzluğa kapılacakları sırada Fındık, çalıların arasında renkli bir kâğıt parçası görmüş. “Burada bir şey var!” diye seslenmiş. Mino heyecanla koşmuş. Gerçekten de kaybolan resmin bir köşesiymiş. Fakat resmin tamamı hâlâ ortada yokmuş.

Lumi, Mino’nun yeniden üzülmeye başladığını görünce, “Merak etme, birlikte aramaya devam ederiz,” demiş. Sonra arkadaşlarına dönerek, “Mino’nun ne hissettiğini anlamaya çalışırsak ona nasıl yardım edebileceğimizi de daha iyi bulabiliriz,” diye eklemiş. Pofuduk düşünceli bir şekilde, “Ben olsaydım ben de çok üzülürdüm,” demiş. Fındık ise, “O zaman hep birlikte daha dikkatli arayalım,” diye karşılık vermiş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir:  Karınca ile Uğur Böceği

Tam o sırada vadinin üzerinden güçlü bir rüzgâr esmiş. Ağaçların dalları sallanmış ve havada uçuşan birkaç yaprak, onları vadinin dışındaki küçük tepeye doğru yönlendirmiş. Lumi kanatlarını açarak havaya yükselmiş. Birkaç dakika sonra tepenin üzerinde, büyük bir kayanın arkasına sıkışmış renkli kâğıtlar görmüş. “Sanırım resmin geri kalanını buldum!” diye bağırmış. Arkadaşları sevinçle onun yanına koşmuş.

Mino resmin parçalarını görünce çok mutlu olmuş fakat resim rüzgâr yüzünden biraz yıpranmış. Lumi hemen ateş püskürtüp resmi kurutmayı düşünmüş, ancak bunun kâğıdı yakabileceğini fark etmiş. Bir an durup düşünmüş. “Mino’nun yerinde olsaydım, resmimin zarar görmesini istemezdim,” demiş. Bunun üzerine arkadaşlarıyla birlikte resmi dikkatlice düzeltmiş, küçük yırtıkları yapıştırmış ve eksik köşelerini yeniden çizmişler.

Mino, resmine baktığında gözleri mutlulukla parlamış. “Eskisinden bile güzel oldu!” demiş. Sonra Lumi’ye sarılmak için kollarını açmış ve “Beni gerçekten dinlediğin için teşekkür ederim,” demiş. Lumi gülümseyerek, “Arkadaşlar birbirlerinin yalnızca neşeli olduğu günlerde değil, zorlandıkları zamanlarda da yanında olur,” diye cevap vermiş.

O günden sonra Pırıltı Vadisi’nde küçük bir değişiklik olmuş. Hayvanlar birbirlerini daha dikkatli dinlemeye başlamış. Bir tavşan oyuna alınmadığında onun nasıl hissedebileceğini düşünmüşler. Bir kuş yuvasını kaybettiğinde hemen, “Üzülme,” demek yerine onu dinlemişler. Bir arkadaşları hata yaptığında onunla alay etmek yerine, “Senin yerinde olsaydım ben de böyle hissedebilirdim,” demeyi öğrenmişler.

Lumi ise her gün yeni bir şey öğrenmeye devam etmiş. Empatinin yalnızca üzgün bir arkadaşın yanında olmak olmadığını anlamış. Bazen birinin sevincini paylaşmak, bazen korkan birine cesaret vermek, bazen de konuşmak istemeyen birine biraz zaman tanımak da empatiymiş. Çünkü insanların ve hayvanların duyguları farklı olabilirmiş; önemli olan herkesin duygularına değer vermekmiş.

Bir akşam güneş dağların arkasında batarken Lumi kristal mağarasının önünde oturup gökyüzünü seyretmiş. Yanına annesi gelmiş. “Bugün ne öğrendin, küçük ejderham?” diye sormuş. Lumi gülümseyerek, “Birinin ne hissettiğini anlamak için onunla aynı şeyi yaşamamız gerekmiyormuş. Sadece onu dinlemeli, duygularına saygı göstermeli ve kendimizi onun yerine koymaya çalışmalıymışız,” demiş.

Annesi gururla Lumi’nin başını okşamış. “İşte gerçek iyilik budur,” demiş. “Kalbini başkalarının kalbine açtığında, dünyadaki en güçlü sihirlerden birine sahip olursun.” O gece Lumi’nin yeşil pulları yıldızların altında ışıl ışıl parlamış. Pırıltı Vadisi’ndeki herkes huzur içinde uyurken küçük ejderhanın öğrendiği empati, vadide görünmeyen ama sıcacık bir ışık gibi yayılmış.

Ve o günden sonra Pırıltı Vadisi’nde yaşayan herkes şunu hiç unutmamış: Bir arkadaşımızın duygularını anlamaya çalışmak, ona verebileceğimiz en güzel hediyelerden biridir. Çünkü bazen büyük bir iyilik yapmak için sihirli güçlere gerek yoktur; dikkatle dinleyen bir kulak, anlayan bir kalp ve “Ben senin yerinde olsaydım nasıl hissederdim?” diye soran bir düşünce yeterlidir.

Gökten üç parlak yıldız düşmüş: Biri empati kurmayı öğrenen çocuklara, biri başkalarının duygularına saygı gösterenlere, biri de iyiliği küçük davranışlarla büyütenlere… Masal da burada bitmiş, Lumi’nin sıcak kalpli hikâyesi onu dinleyen herkesin kalbinde yaşamaya devam etmiş.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Benzer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz