Kış mevsiminin en soğuk günlerinden biriymiş. Dışarıda kar taneleri sessizce süzülüyor, çatılarda bembeyaz bir örtü oluşturuyormuş. Küçük bir evin salonunda ise şömine çıtır çıtır yanıyor, ateşin sıcak ışığı duvarlarda dans ediyormuş. Şöminenin hemen yanında, yumuşacık minderinin üzerinde Misket adında sevimli bir kedi uyuyormuş. Misket, sıcaklığı çok seviyor, kar yağarken şöminenin başında kıvrılıp uyumaktan büyük mutluluk duyuyormuş.
Misket’in en yakın arkadaşı, evin küçük çocuğu Efe‘ymiş. Efe her akşam şöminenin yanında kitap okur, sonra kitabını Misket’e anlatırmış. Bir akşam Efe, pencereden dışarı bakıp karın gittikçe çoğaldığını fark etmiş. “Ne kadar güzel yağıyor!” demiş. Misket gözlerini hafifçe açıp kuyruğunu sallamış. Efe gülümseyerek, “Sen de sıcacık yerinde uyumaya devam et, Misket,” demiş. Sonra kitabını alıp şöminenin karşısına oturmuş.
Bir süre sonra Efe’nin aklına önemli bir soru gelmiş. Evdeki mama kabına baktığında Misket’in mamasının azaldığını görmüş. Annesine haber vermek için mutfağa gitmiş. Annesi, “Misket’in mamasını yarın tamamlarız,” demiş. Efe ise pencerenin önündeki kuşları görünce düşüncelere dalmış. Dışarıda yiyecek bulmakta zorlanan küçük kuşları fark etmiş. “Kışın herkes için zor olabilir,” diye düşünmüş. O gece uyumadan önce annesinden kuşlar için de biraz yem hazırlamalarını istemiş.
Ertesi sabah kar dinmiş, güneş bulutların arasından yüzünü göstermiş. Efe erkenden kalkıp Misket’in mama kabını doldurmuş. Daha sonra annesiyle birlikte kuşlar için pencerenin güvenli bir köşesine biraz yem bırakmışlar. Misket de uyanmış ve meraklı gözlerle onları izliyormuş. Efe, kedisinin başını okşayarak, “Paylaşınca elimizdeki şeyler azalmaz, mutluluğumuz çoğalır,” demiş. Misket sanki onu anlamış gibi mırıldanmış.
O sırada kapının önünden hafif bir ses duyulmuş. Efe merakla kapıya yaklaşmış ama hemen dışarı çıkmamış. Önce annesine haber vermiş. Birlikte baktıklarında bahçedeki karların arasında üşümüş küçük bir serçe görmüşler. Kuşun güvenli bir yerde dinlenmeye ihtiyacı varmış. Efe annesinin yardımıyla kuşu doğrudan ellerine almak yerine, onu rahatsız etmeden güvenli ve korunaklı bir yere yiyecek ve su bırakmış. “Bazen yardım etmek, canlıları korkutmadan onlara uygun bir alan hazırlamaktır,” demiş annesi. Efe bu sözleri dikkatle dinlemiş.
Akşam olduğunda şömine yeniden yanmış. Misket her zamanki yerine kıvrılmış, ateşin sıcaklığında gözlerini kapatmış. Efe ise gün boyunca öğrendiklerini düşünüyormuş. Sıcak bir evin, düzenli bir yemeğin ve sevgi dolu bir ailenin ne kadar değerli olduğunu anlamış. Ayrıca hayvanların da soğuk havalarda yiyecek, su ve güvenli alanlara ihtiyaç duyduğunu öğrenmiş.
Misket derin bir uykuya dalarken Efe onun yanına oturmuş. Şöminenin ışığı ikisinin üzerine yumuşak bir sıcaklık yayıyormuş. Efe, “İyi geceler Misket. Bugün bana paylaşmayı ve canlılara karşı dikkatli olmayı öğrettin,” demiş. Misket uykusunda hafifçe mırıldanmış. Dışarıda kar yeniden yağmaya başlarken evin içinde huzur ve sıcaklık varmış.
O günden sonra Efe her kış günü hayvanların ihtiyaçlarını düşünmeyi alışkanlık haline getirmiş. Misket ise şöminenin başındaki minderinde uyumaya devam etmiş. Fakat artık Efe, Misket’in yalnızca sıcak bir yere değil, düzenli beslenmeye, temiz suya, güvenli bir ortama ve sevgiye de ihtiyacı olduğunu biliyormuş. Böylece Şömine Başında Uyuyan Kedi, Efe’ye küçük bir kedinin sıcak uykusundan çok daha büyük bir ders bırakmış: Sevgi, sorumluluk ve paylaşmak, dünyayı bütün canlılar için daha güzel bir yer yapar.
