Uzaklarda, yemyeşil tepelerin arasında, sabahları kuş cıvıltılarıyla uyanan küçük ve sevimli bir köy varmış. Bu köyün en güzel çiftliğinde, tüyleri güneş gibi parlayan, kırmızı ibiğiyle herkesi kendine hayran bırakan bir horoz yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk diğer horozlardan biraz farklıymış çünkü erkenden uyanmak yerine uyumayı çok severmiş. Yumuşacık samanların üzerine kıvrılır, gözlerini kapatır ve rüyalar ülkesine gitmekten büyük mutluluk duyarmış.
Pofuduk’un en sevdiği zaman akşam saatleriymiş. Güneş yavaşça gökyüzünden çekilip ufukta turuncu bir iz bırakınca çiftlik sessizleşmeye başlarmış. Tavuklar kümese girer, ördekler gölün kenarında son kez kanatlarını silker, küçük kuşlar da ağaçların dallarında kendilerine rahat bir yuva bulurmuş. Pofuduk ise samanların üzerine uzanıp gökyüzündeki yıldızları seyredermiş. “Gece geldi, şimdi dinlenme zamanı,” dermiş kendi kendine ve derin bir nefes alıp gözlerini huzurla kapatırmış.
Fakat Pofuduk’un uyumayı sevmesinin küçük bir sorunu varmış. Sabahları kalkmak istemiyormuş. Güneş doğarken çiftlikteki bütün hayvanlar güne merhaba derken Pofuduk hâlâ tatlı rüyalar görüyormuş. Bir sabah güneş, gökyüzünde iyice yükselmiş, tavuklar yemlerini yemiş, ördekler gölette yüzmüş ama Pofuduk hâlâ uyuyormuş. Çiftliğin yaşlı keçisi Misket, Pofuduk’un yanına gelip gülümseyerek “Uyumak çok güzel, küçük horoz, ama her şeyin bir zamanı vardır,” demiş.
Pofuduk gözlerini ovuşturarak başını samanların arasından çıkarmış. “Ben uykuyu çok seviyorum Misket Teyze. Keşke hiç uyanmak zorunda olmasaydım,” diye mırıldanmış. Misket Teyze onun yanına oturmuş ve sakin bir sesle “Uyku, bedenimizin ve zihnimizin dinlenmesine yardım eder. Ama sabah olduğunda uyanmak da yeni bir güne başlamanın güzel bir parçasıdır,” demiş. Pofuduk bu sözleri düşünmüş fakat yine de yatağından çıkmak istememiş.
O gün Pofuduk bütün sabahı kaçırmış. Diğer hayvanlar bahçede oynarken o hâlâ uyuyormuş. Öğle vakti olduğunda uyandığında ise güneş çoktan tepedeymiş. Pofuduk dışarı çıktığında arkadaşlarının çoktan yiyeceklerini topladığını ve oyunlarını oynadığını görmüş. Biraz üzülmüş. Çünkü güzel bir günü yalnızca uykuda geçirdiğini fark etmiş. “Demek ki çok uyumak her zaman daha güzel değilmiş,” diye düşünmüş.
Akşam olduğunda Pofuduk önemli bir karar vermiş. Misket Teyze’nin söylediklerini hatırlayıp uyku düzenini değiştirmeye karar vermiş. O gece yatmadan önce biraz su içmiş, kümesteki samanlarını düzenlemiş ve gökyüzüne bakarak derin bir nefes almış. Sonra “Artık her gece zamanında uyuyacağım ve sabah olduğunda güne neşeyle başlayacağım,” demiş. Çiftlikteki hayvanlar onun bu kararını duyunca çok sevinmiş.
Ertesi sabah gökyüzü henüz pembeye dönüşürken Pofuduk gözlerini açmış. Önce biraz şaşırmış, sonra pencerenin kenarından içeri süzülen güneş ışığını fark etmiş. Dışarıdan kuşların neşeli sesleri geliyormuş. Pofuduk yatağından kalkmış, kanatlarını hafifçe çırpmış ve ilk kez güneşin doğuşunu dikkatle izlemiş. “Meğer sabahları kaçırdığım ne kadar güzel şey varmış,” demiş hayranlıkla.
O günden sonra Pofuduk uyumayı yine çok sevmiş ama artık uykunun değerini daha iyi biliyormuş. Akşamları zamanında dinleniyor, sabahları ise güneşle birlikte uyanmaya çalışıyormuş. Gün içinde oyun oynuyor, arkadaşlarıyla vakit geçiriyor ve çiftlikteki işlere yardım ediyormuş. Böylece hem güzelce dinleniyor hem de yeni günün tadını çıkarıyormuş.
Bir gece küçük bir civciv Pofuduk’un yanına gelip “Ben bazen yatağa gitmek istemiyorum. Çünkü oyun oynamaya devam etmek istiyorum,” demiş. Pofuduk gülümseyerek ona şöyle cevap vermiş: “Ben de eskiden böyle düşünürdüm. Sonra öğrendim ki güzel bir gün geçirmek için güzel bir gece uykusuna ihtiyaç var.” Civciv başını sallamış ve Pofuduk’un sözlerini düşünerek yuvasına gitmiş.
Pofuduk artık çiftliğin en neşeli horozlarından biriymiş. Her sabah güneş doğduğunda kanatlarını açıp gökyüzüne bakıyor, sonra neşeli sesiyle güne yeni bir başlangıç yapıyormuş. Akşam olduğunda ise telaş etmeden yuvasına dönüyor, günün güzelliklerini düşünüyor ve huzurla uyuyormuş. Çünkü artık bir sırrı biliyormuş: İyi bir uyku, yeni güne hazırlanmanın en güzel yollarından biridir.
O gece yıldızlar gökyüzünde pırıl pırıl parlamış. Ay, çiftliğin üzerine gümüş renginde yumuşacık bir ışık bırakmış. Pofuduk saman yatağına kıvrılmış, gözlerini kapatmış ve “Yarın beni bekleyen yepyeni bir gün var,” diye fısıldamış. Çiftlikteki bütün hayvanlar sessizce uykuya dalarken rüzgâr ağaçların yapraklarını usulca sallamış. Pofuduk’un rüyaları da onu renkli çiçeklerin, uçuşan kelebeklerin ve masmavi gökyüzünün olduğu büyülü bir bahçeye götürmüş.
Sabah olduğunda güneş yeniden doğmuş. Pofuduk gözlerini açmış, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle yatağından kalkmış. Çünkü artık uykuya zamanında gitmenin, dinlenmenin ve sabah yeni güne huzurla başlamanın önemini biliyormuş. O günden sonra çiftlikte yaşayan bütün küçük hayvanlar onun hikâyesini dinlemiş ve Pofuduk’un sözünü hiç unutmamışlar: “Gece dinlenmek, sabahı güzelleştirir.”
Ve böylece uyumayı çok seven küçük horoz Pofuduk, hem güzel rüyaların hem de güzel sabahların tadını çıkarmayı öğrenmiş. Çiftlikte geceler sakin, sabahlar neşeli olmuş. Ay gökyüzünde parladıkça hayvanlar huzurla uyumuş, güneş doğdukça hep birlikte yeni maceralara kanat açmışlar.
