Temel Reis, kayıp ıspanak kutusunu ararken deniz altı krallığında cesaretini keşfeder. Gerçek gücün kalbinde olduğunu anlar, Kaba Sakal’la dost olur ve iyiliği seçer.
Fare Tom, gökyüzündeki efsane peyniri bulmak için mekanik kuş Zeek’le Ay’a gider. Gerçek peyniri bulamaz ama cesaretin ve umudun asıl hazine olduğunu öğrenir.
Ay ve Yıldız, ışıklarını kaybetmiş Anadolu’ya umut gönderir. O ışık Mustafa Kemal’in kalbine düşer, halk yeniden doğar ve Cumhuriyet’in ışığı sonsuza dek parlar.
Keloğlan’ın başına düşen bir yıldız, onunla dost olur. Birlikte sarayın durmuş saatini çalıştırırlar. Yıldız göğe döner, Keloğlan iyilikle parlamaya devam eder.
Bir varmış, bir yokmuş…Uzak bir vadide, minicik bir kelebek yaşarmış. Adı Pırpır’mış. Kanatları incecik, hafif bir rüzgârla bile dans edermiş.
Ama Pırpır bazen üzülürmüş. Çünkü...
Bir zamanlar, gökyüzünün en yumuşak bulutlarının üstünde, gözle görülmeyen ama kalple hissedilen bir şehir varmış. Bu şehrin adı Aerolis’miş. Burada ne duman ne gürültü...
Minik kaplumbağa Tospik, tavşan Cino’ya yavaş olmanın da güçlü ve değerli olduğunu gösterir. Sabır ve dikkatle arkadaşını kurtarır, ormanda huzurun simgesi olur.
Keloğlan, lanetli Kara Prens’i kurtarmak için Gölge Diyarı’na gider. Işığını paylaşarak Prens’i özgür bırakır, ikisi dost olur ve ışıkla karanlığı dengelerler.
Tavşan Pıtırcık, havuçlarını çalan fareyi yakalar; onu affedip birlikte bahçe yaparlar. Paylaşmanın ve çalışmanın önemini öğrenir, dost olurlar ve ormanda mutlulukla yaşarlar.
Güneşköy’den Elara ve Ayışığı Köyü’nden Lior, iki köy arasındaki ayrılığı dostluk ve sevgiyle aşarak ışık dolu bir köprü kurar, köyleri yeniden birleştirir.