Masalda, Minik Tavşan Pofuduk gökyüzünde uçan kırmızı bir balon görür ve peşine düşer. Yolda kelebek Lila’dan yardım alır, balon bir ağaca takılır ama Pofuduk onu kurtarır. Sonunda balonu gökyüzüne bırakır ve mutlu bir şekilde evine döner. Masal, küçük şeylerle mutlu olmanın önemini anlatır.
Maviş adında küçük bir çocuk, gurbetten dolayı babasını özlemektedir. Bir gece Ay Dede ona sihirli bir bavuldan bahseder. Bu bavula özlemler, mektuplar ve küçük hediyeler konularak uzağa gönderilebilmektedir. Maviş, babasına çizim, kurabiye tarifi ve bir masal sayfası koyar. Bavul babasına ulaşır, ve bir gün babasından sevgi dolu bir mektup ve küçük hediyeler gelir. Maviş artık gurbetin, sevgiyle aşılabileceğini anlar.
Teması: Gurbet, özlem ve sevgi.
Ana mesaj: Mesafeler sevgiyle aşılır; kalpler her zaman birbirine bağlı kalabilir.
Küçük Aras adında bir çocuk, bulutlara çıkma hayali kurar. Uçamadığı için çok uzun bir merdiven yapmaya karar verir. Marangozun yardımıyla rengârenk basamaklarla gökyüzüne uzanan bir merdiven inşa eder. Günlerce tırmanarak sonunda bulutların üstüne ulaşır ve orada sevimli bulut yaratıklarıyla tanışır. Bulutların üstünde güzel vakit geçirir, hayallerin gücünü anlar. Geri dönerken ona bir parça gökyüzü hediye edilir. Aras'ın bu macerası, köy halkına hayal etmenin gücünü gösterir.
Küçük keçi Badem, Kurban Bayramı yaklaşırken köydeki hareketliliği fark eder ve ablası Gül’den bayramın ne olduğunu öğrenir. Gül ona Kurban Bayramı'nın paylaşmak, yardımlaşmak ve sevgiyle yapılan bir ibadet olduğunu anlatır. Badem, köyde insanların et ve hediyeler dağıttığını görüp çok etkilenir. Bayram sabahı yaşlı komşulara yapılan yardımları görünce, bayramın gerçek anlamının sadece et kesmek değil, kalpten paylaşmak ve hatırlamak olduğunu anlar. Masal, Badem’in iyiliği ve bayramın ruhunu keşfetmesiyle sona erer.
Masalda, yaz mevsiminin hiç bitmediği Kumsal Krallığı'nda yaşayan maceraperest Prenses Lina, efsanevi "Güneşin Anahtarı"nı bulmak için yunus Milo, yengeç Kuki ve denizanası Serafina ile birlikte denizin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkar. Zorlu engelleri aşıp Mercan Geçidi'ne ulaşırlar ve anahtarı bulurlar. Ancak zamanın bekçisi olan dev kaplumbağa, Lina’nın niyetini sorgular. Lina, tatilin kıymetini bilmek ve mutluluğu paylaşmak istediğini söyleyince anahtarı hak eder ama kullanmaz. Bunun yerine yazı daha dolu dolu yaşamayı öğrenir. Masal, zamanın değerini anlatan sıcak ve büyülü bir yaz hikâyesidir.
Gölgeler Diyarı'nda unutulmuş üç gölge – zarif Lina, yaşlı Borun ve çocuk Tiri – kayıp geçmişlerini bulmak isterler. Bilge gölge Anka, onları sahiplerine kavuşmak için Işıklar Diyarı'na gönderir ve her birine birer ışık tohumu verir.
Lina, umudunu yitirmiş eski sahibi Elena’yı, Tiri sevgiyi unutmuş Miro’yu, Borun ise cesaretini kaybetmiş Kemal’i bulur. Her biri, sahibinin kalbindeki duyguyu yeniden canlandırarak kendi ışık tohumunu yeşertir. Böylece sahipleri gölgelerini yeniden hatırlar.
Görevlerini tamamlayan üç gölge, artık unutulmuş değil, hatırlanmış olurlar ve gökyüzüne yükselerek sonsuz ışığa karışırlar.
Keloğlan, bir gece gökyüzünden inen Ay Kız ile tanışır. Ay Kız, Aylar Ülkesi’nin ışığını sağlayan Ay Kristali’nin çalındığını ve ülkenin karanlığa gömüldüğünü söyler. Bu kristali yalnızca korkusuz biri geri getirebilir. Cesaretiyle bilinen Keloğlan, Ay Kız’la birlikte Zifiri Orman’a giderek Gölge Efendisi’yle yüzleşir. Korkmadan karanlığa karşı durur ve Gölge Efendisi’ni iyiliğe döndürür. Ay Kristali kurtarılır, Aylar Ülkesi yeniden aydınlanır. Keloğlan dilek hakkını annesinin mutluluğu için kullanır ve köyüne döner.
Minik arı Miko, tembelliği yüzünden kovanındaki görevlerini aksatır ve yeterince nektar toplamaz. Bu yüzden kışın bal stokları yetersiz kalır. Hatasını anlayan Miko, arkadaşlarının desteğiyle sorumluluğun önemini kavrar. Ertesi yıl, görevine sıkı sıkıya sarılır ve çalışkan bir arı olur.
Masalın mesajı: Sorumluluklarını yerine getirmek, hem bireyin hem de toplumun iyiliği için gereklidir.
Zeren, meraklı bir köy çocuğudur ve zamanın ne olduğunu anlamak ister. Bir gün karşısına çıkan gümüş tüy sayesinde Zaman Diyarına yolculuk eder. Burada sırayla Sabır, Acele, Geçmiş ve Şimdi adalarını ziyaret eder. Her adada zamanla ilgili önemli dersler öğrenir. En sonunda anlar ki, zamanın en kıymetli hali “şimdi”dir. Köyüne döndüğünde artık zamanı bilinçli yaşar ve öğrendiklerini başkalarıyla paylaşır.
Masalda, Sayı Diyarı'nda diğer sayılar tarafından sıradan görülen 230 sayısı, Zaman Nehri tersine akınca dünyayı kurtarmak için tek çare olur. Sessiz ve güçlü olması gereken özel bir sayı arandığında, 230 devreye girer ve Zaman Taşı’nı aktive ederek düzeni geri getirir. O günden sonra herkes onun değerini anlar. Masal, her sayının –ve her insanın– bir gün önemli olacağını anlatır.