Rüya adlı bir çocuk, geceleri karanlıktan korktuğu için gökyüzündeki karanlığı yemeye başlar. Zamanla geceler kısalır, insanlar uyuyamaz hale gelir. Gökyüzünden inen yaşlı bir yıldız olan Parilda, Rüya’ya geceyle barışmayı ve onun güzelliklerini görmeyi öğretir. Rüya karanlığı geri verir, yıldızlar yeniden parlar. Artık insanlar geceden korkmaz, çünkü Rüya’nın kalbinden gelen ışıkla gece güzelleşmiştir.
Denizler altında yaşayan prenses Neria, insanların dünyasını merak eder ve gizlice karaya çıkar. Karaya ayak bastığında bacakları olur ama konuşma yetisini kaybeder. Bir balıkçı köyünde küçük bir çocuk olan Ali ile arkadaş olur. Zamanla insanlar onu sever. Ancak annesi, deniz kraliçesi Liraya, Neria’yı geri çağırır. Neria, deniz ile kara arasında kalır ama Ali’nin anlayışı ve sevgisiyle denize geri döner. O günden sonra Ali, her dolunayda sahile gelip onu beklemeye devam eder.
Masal, sevgi, özgürlük ve ayrılık üzerine dokunaklı bir hikâyedir.
Saklıdere adında bir köyde hiç çoban yoktur, ama hayvanlar yıllardır kendi başlarına dağlara gider, akşam olunca geri döner. Bu sıra dışı düzeni merak eden Derviş Yusuf adlı bilge bir adam köye gelir. Köylüler, hayvanlara küçükken masallar anlattıklarını ve onların sorumluluğu paylaştığını anlatır. Ancak bir gün tüm hayvanlar kaybolur. Derviş Yusuf flütüyle bir ezgi çalar ve hayvanlar geri döner. Masal, köydeki herkesin aslında birer “gönül çobanı” olduğunu anlatır.
Masalı dinlemek için oynatıcıyı çalıştırın.
Bir zamanlar, Gülücükler Diyarı’nda yaşayan küçük bir çocuk varmış. Adı Samet’miş. Samet’in en sevdiği şey, sabah akşam dişlerini fırçalamakmış. Diş...
Gofret Kasabası’nda yaşayan Elif ve arkadaşları, tatlılardan bir kule yaparak eğlenceli bir oyun oynarlar. Ancak kule yıkılınca, içinden Tatlılar Diyarı’nın bekçisi Loklok çıkar ve çocukları gizli bir geçitten bu büyülü diyara davet eder. Tatlılar Diyarı’nda unutulmuş oyunları canlandıran çocuklar, neşeyi geri getirir ve Onursal Oyuncu ilan edilirler. Artık dilediklerinde bu diyara dönebileceklerdir.
Ali Ağa'nın köyünde herkesin sevdiği özel bir hayvan olan Ala Dana bir gün kaybolur. Köy ayağa kalkar, herkes "Ala Danayı kim yedi?" diye birbirini suçlar. Bilge Nine’nin önerisiyle gece herkes uyur gibi yapar. Gece yarısı, uykusunda konuşan Yusuf’un Ala Dana’yı yediği ortaya çıkar. Açlığından dayanamayıp danayı pişirip yediğini itiraf eder. Cezasını çiftlikte çalışarak öder ve bir yıl sonra Ali Ağa’ya “Vefa” adını verdiği yeni bir dana getirir. Masal, vicdan ve pişmanlıkla yapılan hataların telafi edilebileceğini anlatır.
Masalda, Minik Tavşan Pofuduk gökyüzünde uçan kırmızı bir balon görür ve peşine düşer. Yolda kelebek Lila’dan yardım alır, balon bir ağaca takılır ama Pofuduk onu kurtarır. Sonunda balonu gökyüzüne bırakır ve mutlu bir şekilde evine döner. Masal, küçük şeylerle mutlu olmanın önemini anlatır.
Maviş adında küçük bir çocuk, gurbetten dolayı babasını özlemektedir. Bir gece Ay Dede ona sihirli bir bavuldan bahseder. Bu bavula özlemler, mektuplar ve küçük hediyeler konularak uzağa gönderilebilmektedir. Maviş, babasına çizim, kurabiye tarifi ve bir masal sayfası koyar. Bavul babasına ulaşır, ve bir gün babasından sevgi dolu bir mektup ve küçük hediyeler gelir. Maviş artık gurbetin, sevgiyle aşılabileceğini anlar.
Teması: Gurbet, özlem ve sevgi.
Ana mesaj: Mesafeler sevgiyle aşılır; kalpler her zaman birbirine bağlı kalabilir.
Küçük Aras adında bir çocuk, bulutlara çıkma hayali kurar. Uçamadığı için çok uzun bir merdiven yapmaya karar verir. Marangozun yardımıyla rengârenk basamaklarla gökyüzüne uzanan bir merdiven inşa eder. Günlerce tırmanarak sonunda bulutların üstüne ulaşır ve orada sevimli bulut yaratıklarıyla tanışır. Bulutların üstünde güzel vakit geçirir, hayallerin gücünü anlar. Geri dönerken ona bir parça gökyüzü hediye edilir. Aras'ın bu macerası, köy halkına hayal etmenin gücünü gösterir.
Küçük keçi Badem, Kurban Bayramı yaklaşırken köydeki hareketliliği fark eder ve ablası Gül’den bayramın ne olduğunu öğrenir. Gül ona Kurban Bayramı'nın paylaşmak, yardımlaşmak ve sevgiyle yapılan bir ibadet olduğunu anlatır. Badem, köyde insanların et ve hediyeler dağıttığını görüp çok etkilenir. Bayram sabahı yaşlı komşulara yapılan yardımları görünce, bayramın gerçek anlamının sadece et kesmek değil, kalpten paylaşmak ve hatırlamak olduğunu anlar. Masal, Badem’in iyiliği ve bayramın ruhunu keşfetmesiyle sona erer.
Masalda, yaz mevsiminin hiç bitmediği Kumsal Krallığı'nda yaşayan maceraperest Prenses Lina, efsanevi "Güneşin Anahtarı"nı bulmak için yunus Milo, yengeç Kuki ve denizanası Serafina ile birlikte denizin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkar. Zorlu engelleri aşıp Mercan Geçidi'ne ulaşırlar ve anahtarı bulurlar. Ancak zamanın bekçisi olan dev kaplumbağa, Lina’nın niyetini sorgular. Lina, tatilin kıymetini bilmek ve mutluluğu paylaşmak istediğini söyleyince anahtarı hak eder ama kullanmaz. Bunun yerine yazı daha dolu dolu yaşamayı öğrenir. Masal, zamanın değerini anlatan sıcak ve büyülü bir yaz hikâyesidir.
Gölgeler Diyarı'nda unutulmuş üç gölge – zarif Lina, yaşlı Borun ve çocuk Tiri – kayıp geçmişlerini bulmak isterler. Bilge gölge Anka, onları sahiplerine kavuşmak için Işıklar Diyarı'na gönderir ve her birine birer ışık tohumu verir.
Lina, umudunu yitirmiş eski sahibi Elena’yı, Tiri sevgiyi unutmuş Miro’yu, Borun ise cesaretini kaybetmiş Kemal’i bulur. Her biri, sahibinin kalbindeki duyguyu yeniden canlandırarak kendi ışık tohumunu yeşertir. Böylece sahipleri gölgelerini yeniden hatırlar.
Görevlerini tamamlayan üç gölge, artık unutulmuş değil, hatırlanmış olurlar ve gökyüzüne yükselerek sonsuz ışığa karışırlar.